>BALIKLARIMIZI KORUYALIM…..

Gönderildi Aralık 24, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: günce

>Biraz önce sevgili Bernayı okumak için blogunu açtım.Ve bu konuyu gördüm.Hepimiz bu dünyayı seviyoruz bundan eminim.Bu dünyanında bizi sevmesi için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum.Bu yüzdende elimden geldiğince doğayla ilgili her konuya destek olmaya çalışıyorum.Bu bizden çok yavrularımız için önemli.Onlara çok daha güzel ve yaşanılası bir dünya bırakmak hiçde zor değil.Lütfen sizde bu kampanyaya destek olun.Ki denizlerimiz eski güzelliğine ve bereketine kavuşsun.
Ben balığımı büyütmeye başladım bile.Ya siz kendi balığınızı büyütmek istemezmisiniz.
işte benim balığım

Reklamlar

>HASTALIKLAR-ŞU BETANIN YAPTIĞINA BAKIN

Gönderildi Aralık 22, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: günce

>

Yine yazamadım ve ara vermek zorunda kaldım.Ama inanın bu kez suçlu ben değilim.Tek suçlu beta.Tamda 3 yaşa sayılı günler kala hastalıklar gündemdeydi.Bu konuda hiçbir uzmanlığım olmamasına rağmen bir anne olarak yaşadığımız hastalıklardan bahsetmek istiyorum.

Her şey iki hafta önce cumartesi günü başladı.O gün biraz dolaşmak için İzmir’in şirin bir sahil ilçesi olan Urla’ya gittik.Gezdik, mis gibi temiz havayı içimize çektik.Deniz kenarında oturduk çayımızı içtik, kumrumuzu yedik.Hava biraz rüzgarlıydı ama soğuk değildi.Yine de kızları iyi giydirmiştim.Bereleri dahi kafalarındaydı.Akşam eve geldikten bir müddet sonra Karya kuzusunun yanaklarında kızarıklık farkettim.Sanki tokat atılmış gibiydi.”Allah allah” dedim “daha biraz önce hiçbir şeyi yoktu bu çocuğun”.Elimi yanaklarına koydum ateş gibi yanıyor.Derece ile ölçtüm ateş 39.Ateş düşürücü verdim hemen.Tabi kendi kendine söylenmelerde başladı.”Niye gittik ki.Keşke gitmeseydik bak işte üşüdü çocuk hasta ettik” v.s.v.s.Tipik anne versiyonu.Öksürük ve burun akıntısı da başladı akabinde.İlerleyen saatlerde ateş düştü ve bir daha da çıkmadı.O yüzden ertesi gün güle oynaya okula gitti.

Salı günü kızları almak için okula gittik.Karyanın gözleri ve yanakları kıpkırmızıydı.Ve çok halsizdi.O akşam dışarıda yemek yemeye karar verdik.Dışarıda yemek yemeyi çok seven kızım ağzına lokma koymadı.Tesadüfen boynundaki kızarıklıklar dikkatimi çekti.Vücudunu kontrol ettim.Vücudunda da kırmızı benekler vardı minik noktacıklar şeklinde.Hemen evimize çok yakın olan Çocuk Hastanesinin acil servisine gittik.Acil servisteki pratisyen hekim muayene etti ve boğazları kızarık boğazındaki mikrop sebep olmuş olabilir o yüzden birde uzman görsün dedi.Uzmana gösterdik aynı akşam o allerji dedi.Bir iğne yaptırdı,antibiyotik şurup verdi gönderdi bizi evimize.(Damla da da öksürük vardı onuda muayene ettirdik acildeki pratisyene ona boğaz enfeksiyonu olduğunu ve Antibiyotik kullanmamız gerektiğini söyledi.)Eve geldik Karya biraz düzeldi.Sabah kalktığımızda vücudundaki kırmızılıklarda kaybolmuştu neredeyse sadece izleri kalmıştı.O yüzden sabah okula gitti.O akşam kreşten aldığımızda yine gözler ve yanaklar kırmızıydı ama benekler solmuştu.Arabada gelirken çok halsiz olduğunu farkettim.O sürekli konuşan konuşamadığı zaman şarkı söyleyen kızım gitmiş yerine kafasını dizime koyup sürekli uyku halinde olan bir çocuk gelmişti.İş yerini aradım hemen ve ertesi günde dahil olmak üzere iki gün izin aldım.Sonrası zaten haftasonuydu.Sağolsun işyerindeki arkadaşlarım izin işini hallettiler.Aynı akşam sevgili grubumuzun üçüz annesi Dr.esra’yı aradım.Durumu anlattım bu arada kusma da başlamıştı.Esra bana tekrar bir hastaneye götürmemi söyledi.Ertesi sabah tekrar hastaneye gittik.Bu arada ateş yükseldi ve kırmızılıklarda arttı.Neredeyse tüm vücudu sardı.Kasık bölgesi, kollar, bacaklar, eller, ayaklar, kulak arkası, kulaklar ve saç dipleri.Dr muayene etti boğazına baktı ve kızıl olmuş annesi dedi.Ne, nasıl yani, kızılda ne ki, nerden çıktı şimdi bu diye düşünürken gayriihtiyari “ama o ikiz ya kardeşine de bulaşırsa” diye soruvermişim.Dr da “yapacak bir şey yok şu an Ab kullandığı için hafif geçirebilir” dedi.”Ohh” dedim “Allahtan ab kullanıyoruz”.Daha önce ab kullandığımız için hiç bu kadar sevinmemiştim.5 tane penisilin iğne, yanında ab şurup ve daha birkaç tane şurubumuzu alıp evimize geldik.Sonra düşündüm nedir bu kızıl acaba diye.

Açtım neti daldım aleme.Bakın bakalım neymiş bu kızıl.İşte benim öğrendiklerim.

Kızıla neden olan mikrop hani şu bizim Beta dediğimiz A grubu streptokok denilen meşhur mikrop.Hakikaten mikrop ama.Tamamen mimli bir yaratık.Benim kadar Betaya gıcık olan başka biri daha varmıdır bilemiyorum.Hani elime geçirsem bir kaşık suda boğabilirim o derece gıcığım kendisine.Yıllarca bana çektirdi.Onun yüzünden yıllarca penadur yedim.Çektiğim acıyı hala unutamam.Penadur kardeşliği diye bir dernek kurulsa kurulur.O kadar dayanışma gerektiren bir illet.Neyse şimdide o hain beta kızıma musallat oldu.Allahtan tedavisi var.Onunla uğraşabilen tek şey penisilin.Gerçi o bizimle her şekilde uğraşabiliyor ama penisilinde onun canına okuyor.Tedavi edilmezse akut eklem romatizması falanda yapıyor.Hatta daha da ileriye gidip kalp kapakçıklarına kalıcı hasar verebiliyor.Ama dediğim gibi tedavisi olan bir mikrop.Zamanında yapılan tedaviyle Hiçbir sekel bırakmadan iyileşilebiliyor.

Kızıl tedavisine başlandıktan 24 saat sonra belirtiler gerilemeye başlıyor.Ama kesintisiz bir dört gün ateş sürüyor.Kızarıklar ise yaklaşık on günde geçiyor.Bizim bacaklarımızda hala duruyorlar mesela.Bir iki gün içinde çocuk kendini daha iyi hissetmeye başlıyormuş.Hakikaten de 2 gün neredeyse baygın yatan kızım üçüncü gün televizyon izlemeye başladı ve hatta akşam birazda kardeşiyle oyun oynadı.Bu arada kızıl hastalığının en önemli belirtisini de yazayım ki aklımızın bir köşesinde yer etsin.Dil önce beyaz çilek gibi olurmuş.Biz bu kısmı kaçırdık göremedik.Sonrasında ise kırmızı çilek gibi olurmuş.Ve gerçekten Kızımın diline baktığımda kırmızı bir çilek gördüm sanki.Üzeri pütür pütür.Ve bu yüzden de hiçbir şey yiyemedi çocuk.Ne zaman ağzına bir lokma koymak istese geri çıkardı “anne bu bana acı geldi” diyerek.(Resim çekmeyi akıl edemediğimden internetten bulayım dedim.Ama maalesef onuda beceremedim üzgünüm)

Yaklaşık bir haftada birazda olsa düzeldi derken Damla hastalandı.Ateşi 39,5 C ye çıktı.Öksürük ve burun akıntısı ve halsizlik.Sadece kırmızı benekler yoktu.Hah dedim işte şimdi tamam oluyoruz.Ama kızarmadı hiç Damla.Onu hastaneye götürdüğümüzde ona bronşit teşhisi kondu.Ama ben anne kişisi onunda betayla tanıştığını düşünüyorum.Sadece ab kullandığı için daha hafif yani kızarmadan atlatmış olabilir.Damla da üç gün iğne yedi.Yanında ab şurup tabi.Neyseki çabuk toparlandı o.Karya on günde resmen yıkıldı.Zayıfladı, bir kaşık kaldı ama çok şükür iyileşti.

Çocuklar hastalandığı zaman anne olmak daha da zormuş.Hele ikisinin aynı anda hasta olması gibisi yok.İkisinin de ateşlendiği zamanlar, ikisininde anneye ihtiyacı olduğu zamanlar.Anne nereye bölüneceğini ne yapacağını şaşırıyor.Bir gün birisini, ertesi gün diğerini yanımda yatırdım.Sabaha kadar ateş kontrolü, kusma halinde acil müdahale durumu.Ama öyle bir durum oldu ki şimdi ikiside benimle yatmaya alıştı.Dün gece onları teker teker yataklarına götürmeye kalkıştım ikiside itiraz etti.Sonra ben mutfağa su almaya gittim, gecenin bir yarısı içeriden bağırışlar başladı.Bense gülme krizinde.İtişiyorlar kakışıyorlar, git buydannnn, hayıyyyy sen git buydannn.

Yaaaaa kaççççç, anneeeeeeeeee bakkkk damma kaymıyooo, anneeee kayya gitmiyoooooooooo…

yaaaaaaa gittttt uyucammmmm mennnnn….hayıyyyyy sen git men uyucammm,,, kayyyyy biyaz….

Her şeye rağmen çok şükür diyorum iki güzel ve sağlıklı meleğim olduğu için.

Sağlık gibisi yok.Lütfen kıymetini bilelim.

>İYİ BİR GECE UYKUSU İÇİN…..

Gönderildi Kasım 25, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: günce

>


Bu uyku meselesi hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum.Ama bir türlü fırsat bulamadım.Bazı bebelerin de uyku problemi olduğunu duydukça acaip üzülüyordum.Dedim bu işe bir el atmam lazım.Nacizane önerilerim olacak bu konuda.

Şimdi yeni doğmuş bebekler genellikle günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirirler. Beklersiniz uyansalarda bir gözlerini görsem ya da kucağıma alsam diye.Ama uyanmazlar çünkü büyümeleri için uyumaları gerekir.Yeni doğmuş bebekler yaklaşık 16,5 saat uyur-muş.Bu işin bilimsel tarafı.Kızlar 29 aralık 2007 cumartesi günü öğlen saat 12,26 (Damla) 12,27 (Karya) de doğdular.O gün sürekli uyumaları gerekiyordu değil mi?Ama yukarıdaki fotolarda da görüldüğü gibi benim kuzuların gözleri cin gibiydi vallahi.Uyku falan yoktu bir ara.Karya geceyi uyuyarak geçirdi.Damla ise sabaha kadar ağladı.İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur demiş büyükler varmış bir bildikleri.Ertesi gün eve geldik de başladılar sürekli uyumaya.Eve gelenler ne zaman uyanacak bunlar azcık gül cemallerini görelim de gidelim diye söyleniyorlardı.Bizim durumumuz biraz değişik olduğu için ikiz bebelerden dolayı uyku sorunsalımızda değişikti.Yani onlar açısından sorun yoktu benim açımdan sorun vardı.İki bebeği emzir, emzir emzir.Bakıyordum günlerim ve saatlerim sadece emzirmekle geçiyor.Ama öyle böyle değil.Kendimi çoğu zaman inek gibi hissediyordum.Onlar sürekli uyuyor ama bu çocukların emmesi lazım.İki saatte bir emmeleri gerekiyor.Normalde hep öyle denir ya.Şimdi bir hesap yapalım.Bir bebek iki saatte bir emecek.bebeğin emme süresi yaklaşık ( drlar kesinlikle 20 dak.dan fazla emzirmeyin derler) yarım saat kabul etsek.Ardından alt temizliği yapılacak.Ona da 15 dak.diyelim.Bu bizim için emzirme yarım saat+yarım saat=bir saat.Alt temizliği içinde 15+15=30 dak.Yani bir buçuk saat.Kaldımı bana yarım saat.Eee yat uyumaya çalış dal zaten geçiyomu bir yarım saat daha.Peki ben niye yatıyorum o zaman.Uyumadan kalk döngüye devam et.

Konuyu saptırmıyayım ben en iyisi sadede geleyim.Bir bebeğin-çocuğun iyi bir uyku alışkanlığı kazanması için gerekli olan şey ona uykuyu öğretmektir.Hamileyken okuduğum kitaplardan öğrendiğim şey şu.Kesinlikle bebeğe emzirtecek ya da alt temizliği yaptıracağınız zaman uykusunu bozacak şeyler yapmayın.Biz bunun için şöyle yaptık.Uzun bir süre zaten salonda yaşadık.Orada yattık kalktık ve oturduk.Salon ampullerinden birini gece lambası olarak değiştirdik.Yatacağımız zaman gece lambamızı yaktık.Gece kızlar uyandığında ya da emzirmem gerektiğinde ya da alt temizliği yapmam gerektiğinde ekstra hiç lamba yakmadık.Hep gece lambasıyla hallettik işimizi.Ve hiç konuşmadık.Bunun için azami özen gösterdim ben.Annem ve kayınvalidem arada kendilerini kaptırıp agu gugu yaptıkları zaman ikaz ettim.Aman dedim ses yok.Sakın konuşmayın.Ve böyle böyle kızlar gece uyumanın ne demek olduğunu öğrendiler.Biz gece uykusu konusunda hiç problem yaşamadık.Yani gecenin bir yarısı kalkıp oturup oyunlar oynamadık.Elbette uyandık bizde.Ama uyanınca ya suyumuzu içtik uyuduk Ya da emdik uyuduk.Kızların sık sık uyanmalarının nedeni benim hatam oldu.Biraz büyüdükten sonra yani yaklaşık 6-8 ay civarlarında ben artık uykusuzluğa dayanamadığım bir zamanda kendi yatağımda emzirmeye başladım.Hem onlar uyusun hem ben diyerek.O dönem çok rahat ettim.Uyuyabiliyordum artık.Ama bu durum kızların bana alışmasına ve sürekli benimle uyumak istemelerine neden oldu.Ben memnundum gerçi.Onlara sarılıp uyumaktan.Ama hala bu sorunumuz devam etmekte.Biz hala üçümüz birlikte yatıyoruz.Onlar uyuduktan sonra ben yataklarına götürüyorum.Ama gecenin bir yarısı yine uyanıyorlar ve benim yanıma geliyorlar.Benim yanımda yattıkları sürece sorun yok.Ama uyanıpda yanlarında beni göremeyince hopppp ya benim yanıma kendileri geliyor Ya da beni uyandırıp “anneeeee ben senin yanına” diyerek yanıma aldırtıyorlar kendilerini.Ve çoğu zamanda üçümüz uyumaya devam ediyoruz.Dün Karyayla yatarken ona http://gununcorbasi.blogspot.com/ da sevgili Yelizin Arcaya uyguladığı taktiği uygulayayım dedim.Tabi bizde Hülya ve Tuna yok ama Ecem var Yaren var, Yağmur var.Onlardan örnek verdim.Dinledi dinledi benim kuzu sonra bana ne dese beğenirsiniz.”Ama anne onlar büyük, ben daha küççük”.Peki madem dedim büyüyünce tekrar konuşuruz.Ve sarıldık yine birbirimize, sonra Damla da geldi üçümüz bir arada yattık uyuduk.

>DAMLA’DAN KARELER VE ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ.

Gönderildi Kasım 24, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: günce

>

Yukarıdaki fotolar tamamen Damla’mın çekimi.O kadar foto çekmeye meraklı ki.Ben çekim yapmaya kalkınca makineyi hemen elimden alıyor ve o başlıyor çekmeye.Tabi bize de poz vermek kalıyor.Damla çekmeyi Karya da poz vermeyi acaip seviyor.
Neyse efendim biz gelelim günlük yaşantımıza.Kızların dilleri iyice açıldı.Artık bize laf yetiştirmeye bile başladılar.Baya baya cümle kuruyorlar artık.Şaşkınlık belirtileri dahi var.Örneğin bir şey gördüğünde Karya:
“Bu ne beeee” diye kaba bir cümle kurmayı bile öğrendi.Bunun yanında en hoşuma giden ve beni bitiren cümleyi Damla kuruyor.Bir şey istediğimde Damla’mın verdiği cevap şu oluyor:
“Tamam annecim”
Bitiyorum, yüreğim eriyor resmen.O öyle söylediğinde ne kızgınlık kalıyor bende, ne istek.Her defasında alıp içime sokuyorum resmen.Tabi onlarında bu durum hoşuna gidiyor ki ikisi başlıyor bu kez defalarca “tamam annecim” demeye.Dün akşam kreşten aldık eve geliyoruz.Arabaya biner binmez Karya dedi ki:
“anne canan öğretmen dedi ki yarın elbise giyin gelin” inanamadım.Bir kez daha sordum doğrumu duydum diye.aynı şeyi söyledi yine.Kendi kendime dedim ki bu kız beni şimdiden yemeğe mi başladı acaba.Çünkü elbise giymeyi çok seviyor ve kılıfına mı uydurdu olayı.Damla’ya sordum o da tasdikledi.Peki dedim.Sabah giymeleri için elbiselerini akşamdan hazırladım.Yattık uyuduk.Sabah kalkar kalkmaz Karya “anne elbise” diye uyandı.Giydirdim.Çıktık evden.Okula vardık.Canan Öğretmen karşıladı bizi kapıda.Ona dedim siz böyle söylemişsiniz diye elbise giyindik diye.”Evet” dedi “ben söyledim bugün öğretmenler günü diye şiir okuyacak kızlar” dedi.Nasıl yani dedim.Bize bayram tatilinde öğrenelim diye bir kağıt vermişlerdi içinde hem şiir hem şarkı vardı.Tatilin bitmesine bir kaç gün kala başladık çalışmaya ama kızlar şiiri sevmediler sadece şarkıyı öğrendik.Ne zaman şiiri öğretmeye kalksam hayır biz şarkı söyliyeceğiz dediler.Bende zorlamadım bu nedenle.Öğretmenimiz şiir okuyacaklar deyince “ama onlar şiiri ezberlemediler ki” dedim. O da “yoo onlar biliyor merak etmeyin” dedi öğretmenimiz.Şu an gök gürlemeye başladı ve yağmur da tabi ki.Neyse bugün öğretmenler günü ya hediyemizi de aldık.Kızlar çok heyecanlıydı hediye verecekleri için.Ne yaptılar çok merak ediyorum.Videoya çekecekmisiniz diye sordum ama sanırım çekilmeyecek.Sadece foto olurmuş öyle dediler.Bakalım yarına detay olursa yazarım yine.
Bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.Halamızın ve eniştemizin özelikle.
Aylardır ilkokul öğretmenim aklımda.Onu bulmaya çalışıyorum.Kendisi Topaltı ilkokulunda öğretmenimdi.Sonra Halit Bey İlkokulundan emekli olmuş.Ama ne adresi var nede nerede olduğunu bilen.Adı Mukadder AKKAR..Belki beni okuyan ve onu tanıyan birileri çıkar.Ne kadar mutlu olurum o zaman.

>BAYRAM SONRASI

Gönderildi Kasım 22, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: fotolar, günce

>

Bu bayram evdeydik.Hiç bir yere çıkamadık.Annem bizde olduğu için herkes bize geldi bayramlaşmaya.Çok yorucu ama bir o kadar da güzeldi.Kızların bayram sabahından fotosu bunlar.Herkesin geçmiş bayramını bu vesileyle kutluyorum.Tatil dönüşü henüz adapte olamadım.Bir kaç güne ancak kendime gelirim herhalde.

>BUGÜN BİZ…..VE YENİ KİTAPLARIMIZ…

Gönderildi Kasım 10, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: günce

>

Bugün canım M.nin yani namı diğer babişin doğumgünü.Sabah kalktık Karyanın keçileri her zamanki gibi üzerindeydi.Mızırdanmalar sürekli kucak istemeler falan.Bir ara kulağına eğildim ve “bugün babanın doğumgünü.Şimdi git iyiki doğdun de ve yanaklarından öp tamam mı?”Hemen keçileri gitti kuzumun ve koşarak babasının yanına gitti.Öptü yanaklarından kucağına atladı ve “iyi ki doğdun” dedi.Sonra Damlanın kulağına da fısıldadım.O da “iyi ki doğdun” dedi ama henüz yataktan çıkmadığı için başka bir faaliyette bulunmadı.Bugün babanemiz Kıbrıstan geliyor.Kociş üç gündür raporlu ve evde.Çünkü hasta.Ama bugün daha iyi.Doğum günü için kızların adına da hediye aldım.Akşamı sabırsızlıkla bekliyorum.Bakalım nasıl verecekler babalarının hediyelerini.
Kızlar bu aralar annişşş, babişş, karyuşşş ve damluşşş diye hitap ediyorlar.Özelikle Damla..
Öyle güzel annişş diyor ki..Allah’ım sana ne kadar şükretsem azdır.Bu kadar güzel, akıllı ve tatlı dilli iki kız çocuğunu bana verdiğin için.Pazartesi M.rapor aldı ve eve gitti.Akşam da gelip beni alacak buradan da kreşe gidip kızları alacaktık öyle konuşmuştuk.İş çıkışında M.geldi beni almaya arabaya binmek üzereyken kızları gördüm içeride.Önce kızları almış ve öyle beni almaya gelmişler.Nasıl şaşırdım, nasıl mutlu oldum anlatamam.Kızlarım artık beni işten almaya geliyorlar.Hakikaten çok büyük bir mutluluk.Ve acaip özlemiş oluyorum onları nedense.
Neyse lafı uzatmıyayım daha fazla.Ve Aşkımın, hayat arkadaşımın doğumgününü bir kezde burdan kutlayayım.
Canım benim.İyi ki doğmuşsun.Ve iyi ki seninle evlenmişim.Nice yıllara.Kızlarım senin gibi bir babaları olduğu için çok şanslılar.

Bugün NT’de dolaşırken yukarıdaki iki minik kitabı gördüm.Ve almadan edemedim.Birisi özgüvenle alakalı.Tamda Damlaya uyabilir diye düşündüm.Kızım kreşe başlayana kadar çok utangaçtı çünkü.Şimdi ise biraz daha rahat.Diğer kitap ise düzenli olmayla alakalı.Evde düzene ihtiyacım var.Henüz oyuncaklarını yada dağıttıkları şeyleri toplamıyorlar.Belki işe yarar bu kitapta evimiz eve benze artık.Hani derler ya evimi b.. götürüyor işte o durumdayız biz ne acı.

Kızların şarkıları söylerken ki videolarını kaydettim.Uygun bir zamanda bilgisayara aktaracağım inşallah.

Sabah 9,05 de sirenler çalmaya başlayınca her yıl olduğu gibi yine çok duygulandım.Ve düşündüm acaba onu unutamadığımızı biliyormu?Görüyormu bizi, duyuyormu?Her şeye rağmen seni unutmayacağız diyorum ve seni minnetle anıyorum ATAM…

>BİR KÜÇÜCÜK NOT…..

Gönderildi Kasım 4, 2010 tarafından karyamvedamlam
Kategoriler: günce

>Buuu anneeee ööödekkkkk(sağ elin baş parmağı sallanır)
buuu babaaa öödekkkk(sol elin başparmağı sallanır)
bunnada yavyulayıııııı(diğer bütün parmaklar sallanır)
derede yüzoladıııı(parmaklarla yüzülür gibi yapılır)
bi balık deldiii hammmm…(bi şekilde ham yapılır işte)

Bizim bu aralar favori şarkımız bu..Bayılıyoruz buna.Hatta anlattımmı bilmiyorum 28 Ekim yarım gündü ya hani.Bizde işe gelmiştik.Eve dönerken askerlerin prova yapmak için Konağa geldiklerini gördük.Araçlarının yanında bir kaç asker vardı.Benim kuzular da askerleri çok sevdikleri için (askeriyenin önünden her geçişimizde anne askerrrr diye bağırıyorlar ve göremedikleri zaman deliriyorlar) tuttum ellerinden gittik askerlerin yanına.
Ben-asker abileri kızlarıma bir merhaba dermisiniz.Askerleri çok seviyorlar çünkü.
Asker-Merhaba güzel kızlar.Siz ne kadar şekersiniz.(Bu arada onların göz hizasına eğilir)
Nasılsınız? Adınız ne?
Karya-Buuuu anneeee öödekkkkk…..
diye başladı asker abisine şarkı söylemeye.Abi bayıldı tabi bu duruma.Karşılıklı el salladılar ve ayrıldık ordan.Bu aralar Karya kimi görse hemen başlıyor bu şarkıya..Yeni şarkılarımızda var ama öğreneyim onlarıda yazacağım..