Archive for the ‘günce’ category

>ŞÜKÜR KAVUŞTURANA

Mart 16, 2011

>Uzun zaman oldu biliyorum.Benim canım yazmak istemedi, blogspot kapandı.Nihayetinde uzun bir ayrılık oldu aramızda.Ama ayrılık nereye kadar.İllaki yazmak lazım.Yoksa kuzuların yaptıkları zaman içinde unutulup gidecek.Oysa ki unutulmamalı.Bu blogun açılma amacı onların yaşamından anları kayıt altına almaksa bu yapılmalı.O halde bizde devam edelim.Ara vermek gereksede ara ara vazgeçmemeli amacımızdan.
Efendim kızlar aynen kreşe devam ediyor.Babaannemizin ayağında çatlak oldu ve alçıya alındı.O bizim evde dinleniyor güya.Kızlardan fırsat bulsa dinlenecek kadın ama işte ne yapsın eli mahkum idare etmeye çalışıyor.Ayağında nasıl çatlak oldu anlatmadan olmaz.Çünkü bu durum da benim kızlarla ilgili.Bir cuma günü kızların evde kalmasını istedi babaanne.Uyuyup dinlensinlerdi amaç.O gün öğleden sonra havanın güzel olmasını fırsat bilerek sitenin bahçesinde bulunan basketbol sahasına götürmüş kızları.Yanlarına da top almışlar.Sahada başka çocuk olmadığı için üçü beraber top oynamaya başlamışlar.Nasıl olduysa düz yolda top peşinde koşarken düşüvermiş işte.Bizi aradı, apar topar gittik eve ve işte sonuç 3 hafta alçıda kalacak bir ayak.Babaanne her akşam yatarken kızlara der ki: Çocuğum sabah uyanırsanız hemen benim yanıma gelin, erken kalkarsanız ben size kahvaltı hazırlarım.Aç aç okula gitmeyin.E benim kızlar söz dinler.Sabahın köründe kalkıp babaannelerinin yanına giderler, hadi babaanne kalkalım, acıktık derler.Bu arada saat kaçtır.Önce sabah 06,30’la başlar kalkmalar ve bilumum saatler olarak devam eder.Örneğin sabahın 05,30’u yada sabahın 04,15’i gibi.Biri kalkmazsa mutlaka diğeri kalkar.Tabi babaannenin şikayetleride başlar bu durumda.Ben size sabah gelin gecenin köründe gelin demedim ki der.HAklı kadın.Herkes derin uykudayken benim sıpaların kalkıp kahvaltı etmeleri sonra arabada okula giderken sızıp kalmaları normal değil.Ama ne yapalım dedim ya söz dinliyor akıllı kızlarım.
Çok tatlı dilli oldular.İnsanın yüreğinin yağlarını eritecek kadar tatlı dilliler.Her gün bana “anneciğim, benim cücel annem” deyip boynuma sarılmaları, sabahları giyindiğimde “annem çok cücel olmuşun” demeleri bitiriyor beni.Öyle güzel ifadeleri var ki.Dün arabada eve giderken bir anda didişmeye başladılar.Damla ağlamaya ve KArya diye seslenmeye başladı.Karya da tık yok bu arada.Bir ara DAmla yine Kaaayaaa diye ağlarken KArya döndü ve “ependimmm, tamam aalamaaaa” dedi ve kardeşinin boynuna sarıldı.İkisinin birbirine öyle sarılması mahvetti beni.Gözlerim doldu ve Allah’ım sen ayırma bunları birbirinden diye dua etmeme sebep oldu.
Sonraaaaa, sonraa başka neler var bakalım beyin haznemizde.
Evet birde DAmla ile babamızın muhabbeti var.Bunu da yazmadım sanırım.Damla TV izlemeyi çok seviyor.Neredeyse bağımlı oldu.Özelikle KAyu delisi.Bir gün M.Damla’ya der ki:BAk DAmla çok fazla TV izliyorsun kızacağım ama artık.DAmla: O zaman sende maç izlemeeee.
Çocuk babasını can evinden vuruyor.Ve M.diyecek şey bulamıyor bu durumda.
Olaylar hakkında mantık kurmaları harika.
mesela bir gün güneşin batımı hakkında konuşuyoruz.ben diyorum ki, güneş batıyor ve evine gidiyor, çünkü evinde onu çocukları bekliyor.Damla dan cevap:Ama anne güneş insan değil ki, onun nasıl çocukları olur.Ben dumur…
Yine dün akşam güneşin batımıyla ilgili:Damla, güneş gidiyo geliyo, gidiyo geliyo ve sonra sıcak oluyo bahar geliyo.Yani biz artık domana (dondurma) yiyebiliriz.
NAsıl ama.Güzel çıkarımlar değil mi?
Aklımdakiler bunlar.Ara ara yazacağım yine.Bizde inciler başladı tükenmez artık..

>ANKETLE İLGİLİ

Ocak 28, 2011

>Sevgili ikiz ve üçüz anneleri.
www.ikizanneleri.net sitesini biliyorsunuzdur.Sitenin kurucusu ve yöneticisi sevgili Emel’in yapmış olduğu bir anket var.Bu ankette ikizlerin her şeyi aynı mı? diye soruluyor ve araştırılıyor.Kısacık bir zaman ayırıp bu anketi doldurmak isterseniz şuraya bir tık lütfen.
Hatta yan tarafa da ekledim.İsteyen olursa oradan da tıklayıp doldurabilir.
Şimdiden herkese teşekkürler..

>YİNE YENİDEN BATTANİYE KRİZİ

Ocak 19, 2011

>Geçen haftadan beri Damla battaniyemi okula götürmeyeceğim diyordu.Bense sürekli eline tutuşturuyordum.Malum bu kız battaniye delisi es kaza vermesem ortalığı ayağa kaldırır.Ben okula gönderdikçe battaniyesini öğretmenine “annem zorla verdi” diyormuş.Bu hafta başı sabah yine bana dedi ki “anne men pataniyemi okula götürmücem” peki dedim.Onları okula bıraktık ama ayrılmadık kızlar içeri girince de battaniyesini nöbetçi öğretmene teslim ettik.Ve açıkladık durumu.Tamam dedi.Biz ayrıldık işe geldik.Hiç vukuat haberi almadık.Akşam kızları almaya gittik öğretmen hemen bize poşete koyulmuş şekilde battaniyeyi teslim etti ve hiç aramadı dedi.Allah allah dedik.Şaşırdık duruma tabi.Sanki arabada bırakmışız gibi DAmla’ya emanetini teslim ettik.Sarıldı koklaştı battaniyesiyle.Ertesi gün yine götürmeyeceğini söyledi tamam dedik.Yine aynı şekilde gizli teslim ettik okula.Akşam yine aynıydı.Hatta Oya öğretmen dün Damla’ya çak yapmış.Bana öyle anlattı kendisi.Bu sabah yine okul için hazırlandık.Kapımızı kilitledik tam asansöre bineceğiz.Damla battaniyesini evde bırakmak istedi.Arabada isteyebileceğini bu yüzden de yanımıza almamızın daha iyi olacağını söyledik ama ağlamaya başladı evde kalsın diye.Bizde peki dedik.Sonuçta okulda da aramadı iki gündür.Açtık kapıyı eve bıraktık battaniyemizi.Bindik asansöre.Her şey gayet normal.Arabaya bindik tam arabamızı çalıştırdı babamız Damla”pataniyemi istiyommmm” diye tutturmaz mı?Zaten geç kalmışız.Tekrar eve çıkıp almak işimize gelmedi doğrusu.Birde kendi verdiği karara uymasını öğrenmeli diye düşündüm hay düşünmez olaydım.Resmn krize girdi yine.”Ben pataniyemi iştiyommm””pataniyem arabada kalsın””evde kalmasınnn” v.s.türünden feryatlarla okula kadar geldik.Bu arada bizim onu ikna çalışmalarımız hiç bir işe yaramadı tabi.Okula geldiğimizde hala ağlamaktaydı hatta öğretmenine “pataniyem arabada kalsın” demiş ve onlarda peki demişler.Sonra aradığımda hemen sustuğunu öğrendim.Ama M.ile karar verdik ve gittik yeni bir battaniye aldık birlikte.Yine turuncu.Ama aynısı değil.Hiç olmassa arabada yedek dursun dedik.Daha önce yedek aldığım ve kestiğim yeşil battaniye evin bilumum yerlerinde dolaşıyor.
Bakalım yeni battaniyesi hakkında nasıl tepki gösterecek Damla Hanım.Ayrıca gece yatarken benden istediği kırmızı elbiseli barbie yi de aldık babasıyla.Damla ya kırmızı elbiseli, Karya ya ise beyaz elbiseli.Çok seviyorum ben kuzularımı yaa…Onları gün boyu görmeyince öyle çok özlüyorum ki.Hele gece uyurlarken.O masum hallerine bayılıyorum.
neyse efendim bu yazıdan çıkaracağımız ana fikri de belirtip bu yazıya son vermenin vakti geldi.
Anafikir:Asla ama asla 3 yaşındaki çocuğun aklına uyarak onun istediği ama sonradan pişman olacağını bildiğin şeyi yapma.

>İYİ Kİ DOĞURDUM SİZİ…..

Aralık 29, 2010

>Meleklerim….
Bugün sizin doğum gününüz.Şimdi 3 yaştasınız.Nasıl geçti bunca zaman.Sanki daha dün gibi.Daha dün gibi karnımdaki halleriniz.Tekmelerinizi bile hissediyorum hala.Nasıl güzel bir duygudur annelik.Sizden önceki hayatımızda sanki hiç yaşamıyorduk.Oysa şimdi öylesine dolu bir hayatımız var ki..Sizinle biz yeniden doğduk ve hayatın güzelliklerini keşfettik.Bize her anın yaşanılası olduğunu öğrettiniz.Hayatın ne kadar anlamlı olduğunu sizinle keşfettik.Hasta olduğunuzda bir hayatın ne kadar değerli olduğunu sizinle öğrendik.Nefes alışverişinizi saymanın ne demek olduğunu ancak bir anne bilir.Daha önce hiç bir şeyin anlamı olmadığını düşünen bir kadın, ancak anne olduktan sonra evladının başucunda evham krizlerine tutulabilir.Ya çocuğuma bir şey olursa düşüncesi sabahlara kadar uykusuz bırakabilir.
29 Aralık 2007 tarihinde hiç beklemediğimiz bir anda hayatımıza katılmaya karar verdiniz.Ve o günden beride yaşamımızın merkezinde siz varsınız.O gün soğuk bir Aralık günüydü.Oysa şimdi yine soğuk ama o gün gibi değil.Hatta bugün yağmur var.Hava kapalı.Kabanımın düğmelerini ilikleyemiyordum bile.Hatta ayakkabılarım bile ayağıma olmuyordu.Sabah kalktığımda bazı belirtiler üzerine hastaneye gittik.Sancım yoktu.Öylesine kolay bir doğum oldu ki.Zaten hamileliğim bile ikiz olmanıza rağmen çok rahat geçmişti.Belkide ben anlamadım yaşadığım zorlukları.Son aylarda sürekli yatmış olmam beni hiç rahatsız etmedi.Yada yürürken çektiğim ağrıları şimdi zor hatırlıyorum.Yada aldığım kiloları.Bunları neredeyse unuttum.Sizin varlığınız yaşanılan o zor günleri unutturdu bana.Siz doğduktan sonra yaşanılan onca zorlukları hiç hatırlamıyorum bile.Sabahlara kadar uykusuz kaldığım geceleri.Sizi emzirirken yaşadığım zorlukları.Siz ağlarken neden ağladığınızı bilemememin ezikliğini.Hepsi geçti hepsi.
Şimdi artık çocuk oldunuz.Herşeyi anlayan ve anlatabilen iki minik çocuk.Zorluklar bitti mi elbette hayır.Bebekken ne zaman büyüyeceksiniz, ne zaman yürüyeceksiniz, ne zaman konuşacaksınız diye sabırsızlanan ben şimdi büyüme hızınıza şaşkınlıkla bakıyorum.Artık herşeyi konuşabiliyorsunuz.Sizinle sohbet etmek büyük keyif.Hatta bazen ne kadar çok konuştuğunuzu düşünüyorum.Sorularınıza cevap vermek bazen işkence.Mantık kurmanıza ise bayılıyorum.Nasıl beceriyorsunuz bunu hala anlayabilmiş değilim.Tek kelimeyle mucizesiniz.
Şu bir yılda öyle yol kattettik ki.Bezi bıraktık, emziği bıraktık, kreşe başaldık.Çekirdek aile olduk.Konuşmamız acaip ilerledi.Kendi kendimize oyun kurmaya başladık.Kavgalarımız da başladı kendi aranızda.Şikayetler, kıskançlıklar, tercihler hepsi bu bir yılda başladı.Hatta öyle bir duruma geldiniz ki kendi giyimlerinizi seçtiğiniz yetmiyormuş gibi benim giyimlerime de karışmaya başladınız.Bazen siz seçiyorsunuz benim ne giyeceğimi.Canınız ne yemek istiyorsa onu söylüyorsunuz artık.Buzdolabını kendiniz açıyorsunuz.İstediğiniz şeyi alıyorsunuz.Wc ye kendiniz gidiyorsunuz.Minik sandalyenizi taşıyıp, lambayı yakıyorsunuz.Ve üstünüzü de kendiniz düzeltiyorsunuz.Hatta tuvalet kağıdını da kendiniz kullanıyorsunuz.Dişlerinizi kendi başınıza fırçalayabiliyor, ağzınızı kendiniz çalkayabiliyorsunuz.Tabi ellerinizi yıkamanız bu durumda çocuk oyuncağı gibi geliyor size.Çoğunlukla mutfakta birlikte vakit geçiriyoruz.Kek, kurabiye v.s.yapıyoruz birlikte.Sofrayı birlikte hazırlıyoruz.Bazen yemek yapıyoruz sizinle.Bulaşıkları bile siz yıkama becerisine sahipsiniz.Çamaşır asabiliyoruz birlikte.Topladığım çamaşırları ise katlamanız en büyük eğlenceniz.Toz almayıda seviyorsunuz.Eve süpürge tutmak da sizin için eğlenceli.Yerleri silmek ise bayıldığınız bir şey.
Hani demişler ya kız olsunda çamurdan olsun.Umarım büyüdüğünüzde de aynı hamaratlığınız devam eder.
Demem o ki iyi ki doğurmuşum sizi.
Babanız baba, bende anne oldum sayenizde.
Bana anneliği yaşattığınız için size nasıl teşekkür etsem azdır.İyi ki varsınız ve iyi ki doğdunuz.
Doğum gününüz kutlu olsun.Hep mutlu ve sağlıklı olun emi.
Bugün kreşte doğumgününüzü kutlayacaksınız.Sabah erkenden pastalarımızı aldık, siz cici cici giyindiniz.Sizi okula bıraktık.Sarıldık, öpüştük.Gözlerinizde o muhteşem ışıltı vardı yine.HAni mutlu olduğunuzda yada yaramazlık yapacağınız zaman olan ışıltı.O ışıltınız hiç sönmesin kuzularım.

>BALIKLARIMIZI KORUYALIM…..

Aralık 24, 2010

>Biraz önce sevgili Bernayı okumak için blogunu açtım.Ve bu konuyu gördüm.Hepimiz bu dünyayı seviyoruz bundan eminim.Bu dünyanında bizi sevmesi için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum.Bu yüzdende elimden geldiğince doğayla ilgili her konuya destek olmaya çalışıyorum.Bu bizden çok yavrularımız için önemli.Onlara çok daha güzel ve yaşanılası bir dünya bırakmak hiçde zor değil.Lütfen sizde bu kampanyaya destek olun.Ki denizlerimiz eski güzelliğine ve bereketine kavuşsun.
Ben balığımı büyütmeye başladım bile.Ya siz kendi balığınızı büyütmek istemezmisiniz.
işte benim balığım

>HASTALIKLAR-ŞU BETANIN YAPTIĞINA BAKIN

Aralık 22, 2010

>

Yine yazamadım ve ara vermek zorunda kaldım.Ama inanın bu kez suçlu ben değilim.Tek suçlu beta.Tamda 3 yaşa sayılı günler kala hastalıklar gündemdeydi.Bu konuda hiçbir uzmanlığım olmamasına rağmen bir anne olarak yaşadığımız hastalıklardan bahsetmek istiyorum.

Her şey iki hafta önce cumartesi günü başladı.O gün biraz dolaşmak için İzmir’in şirin bir sahil ilçesi olan Urla’ya gittik.Gezdik, mis gibi temiz havayı içimize çektik.Deniz kenarında oturduk çayımızı içtik, kumrumuzu yedik.Hava biraz rüzgarlıydı ama soğuk değildi.Yine de kızları iyi giydirmiştim.Bereleri dahi kafalarındaydı.Akşam eve geldikten bir müddet sonra Karya kuzusunun yanaklarında kızarıklık farkettim.Sanki tokat atılmış gibiydi.”Allah allah” dedim “daha biraz önce hiçbir şeyi yoktu bu çocuğun”.Elimi yanaklarına koydum ateş gibi yanıyor.Derece ile ölçtüm ateş 39.Ateş düşürücü verdim hemen.Tabi kendi kendine söylenmelerde başladı.”Niye gittik ki.Keşke gitmeseydik bak işte üşüdü çocuk hasta ettik” v.s.v.s.Tipik anne versiyonu.Öksürük ve burun akıntısı da başladı akabinde.İlerleyen saatlerde ateş düştü ve bir daha da çıkmadı.O yüzden ertesi gün güle oynaya okula gitti.

Salı günü kızları almak için okula gittik.Karyanın gözleri ve yanakları kıpkırmızıydı.Ve çok halsizdi.O akşam dışarıda yemek yemeye karar verdik.Dışarıda yemek yemeyi çok seven kızım ağzına lokma koymadı.Tesadüfen boynundaki kızarıklıklar dikkatimi çekti.Vücudunu kontrol ettim.Vücudunda da kırmızı benekler vardı minik noktacıklar şeklinde.Hemen evimize çok yakın olan Çocuk Hastanesinin acil servisine gittik.Acil servisteki pratisyen hekim muayene etti ve boğazları kızarık boğazındaki mikrop sebep olmuş olabilir o yüzden birde uzman görsün dedi.Uzmana gösterdik aynı akşam o allerji dedi.Bir iğne yaptırdı,antibiyotik şurup verdi gönderdi bizi evimize.(Damla da da öksürük vardı onuda muayene ettirdik acildeki pratisyene ona boğaz enfeksiyonu olduğunu ve Antibiyotik kullanmamız gerektiğini söyledi.)Eve geldik Karya biraz düzeldi.Sabah kalktığımızda vücudundaki kırmızılıklarda kaybolmuştu neredeyse sadece izleri kalmıştı.O yüzden sabah okula gitti.O akşam kreşten aldığımızda yine gözler ve yanaklar kırmızıydı ama benekler solmuştu.Arabada gelirken çok halsiz olduğunu farkettim.O sürekli konuşan konuşamadığı zaman şarkı söyleyen kızım gitmiş yerine kafasını dizime koyup sürekli uyku halinde olan bir çocuk gelmişti.İş yerini aradım hemen ve ertesi günde dahil olmak üzere iki gün izin aldım.Sonrası zaten haftasonuydu.Sağolsun işyerindeki arkadaşlarım izin işini hallettiler.Aynı akşam sevgili grubumuzun üçüz annesi Dr.esra’yı aradım.Durumu anlattım bu arada kusma da başlamıştı.Esra bana tekrar bir hastaneye götürmemi söyledi.Ertesi sabah tekrar hastaneye gittik.Bu arada ateş yükseldi ve kırmızılıklarda arttı.Neredeyse tüm vücudu sardı.Kasık bölgesi, kollar, bacaklar, eller, ayaklar, kulak arkası, kulaklar ve saç dipleri.Dr muayene etti boğazına baktı ve kızıl olmuş annesi dedi.Ne, nasıl yani, kızılda ne ki, nerden çıktı şimdi bu diye düşünürken gayriihtiyari “ama o ikiz ya kardeşine de bulaşırsa” diye soruvermişim.Dr da “yapacak bir şey yok şu an Ab kullandığı için hafif geçirebilir” dedi.”Ohh” dedim “Allahtan ab kullanıyoruz”.Daha önce ab kullandığımız için hiç bu kadar sevinmemiştim.5 tane penisilin iğne, yanında ab şurup ve daha birkaç tane şurubumuzu alıp evimize geldik.Sonra düşündüm nedir bu kızıl acaba diye.

Açtım neti daldım aleme.Bakın bakalım neymiş bu kızıl.İşte benim öğrendiklerim.

Kızıla neden olan mikrop hani şu bizim Beta dediğimiz A grubu streptokok denilen meşhur mikrop.Hakikaten mikrop ama.Tamamen mimli bir yaratık.Benim kadar Betaya gıcık olan başka biri daha varmıdır bilemiyorum.Hani elime geçirsem bir kaşık suda boğabilirim o derece gıcığım kendisine.Yıllarca bana çektirdi.Onun yüzünden yıllarca penadur yedim.Çektiğim acıyı hala unutamam.Penadur kardeşliği diye bir dernek kurulsa kurulur.O kadar dayanışma gerektiren bir illet.Neyse şimdide o hain beta kızıma musallat oldu.Allahtan tedavisi var.Onunla uğraşabilen tek şey penisilin.Gerçi o bizimle her şekilde uğraşabiliyor ama penisilinde onun canına okuyor.Tedavi edilmezse akut eklem romatizması falanda yapıyor.Hatta daha da ileriye gidip kalp kapakçıklarına kalıcı hasar verebiliyor.Ama dediğim gibi tedavisi olan bir mikrop.Zamanında yapılan tedaviyle Hiçbir sekel bırakmadan iyileşilebiliyor.

Kızıl tedavisine başlandıktan 24 saat sonra belirtiler gerilemeye başlıyor.Ama kesintisiz bir dört gün ateş sürüyor.Kızarıklar ise yaklaşık on günde geçiyor.Bizim bacaklarımızda hala duruyorlar mesela.Bir iki gün içinde çocuk kendini daha iyi hissetmeye başlıyormuş.Hakikaten de 2 gün neredeyse baygın yatan kızım üçüncü gün televizyon izlemeye başladı ve hatta akşam birazda kardeşiyle oyun oynadı.Bu arada kızıl hastalığının en önemli belirtisini de yazayım ki aklımızın bir köşesinde yer etsin.Dil önce beyaz çilek gibi olurmuş.Biz bu kısmı kaçırdık göremedik.Sonrasında ise kırmızı çilek gibi olurmuş.Ve gerçekten Kızımın diline baktığımda kırmızı bir çilek gördüm sanki.Üzeri pütür pütür.Ve bu yüzden de hiçbir şey yiyemedi çocuk.Ne zaman ağzına bir lokma koymak istese geri çıkardı “anne bu bana acı geldi” diyerek.(Resim çekmeyi akıl edemediğimden internetten bulayım dedim.Ama maalesef onuda beceremedim üzgünüm)

Yaklaşık bir haftada birazda olsa düzeldi derken Damla hastalandı.Ateşi 39,5 C ye çıktı.Öksürük ve burun akıntısı ve halsizlik.Sadece kırmızı benekler yoktu.Hah dedim işte şimdi tamam oluyoruz.Ama kızarmadı hiç Damla.Onu hastaneye götürdüğümüzde ona bronşit teşhisi kondu.Ama ben anne kişisi onunda betayla tanıştığını düşünüyorum.Sadece ab kullandığı için daha hafif yani kızarmadan atlatmış olabilir.Damla da üç gün iğne yedi.Yanında ab şurup tabi.Neyseki çabuk toparlandı o.Karya on günde resmen yıkıldı.Zayıfladı, bir kaşık kaldı ama çok şükür iyileşti.

Çocuklar hastalandığı zaman anne olmak daha da zormuş.Hele ikisinin aynı anda hasta olması gibisi yok.İkisinin de ateşlendiği zamanlar, ikisininde anneye ihtiyacı olduğu zamanlar.Anne nereye bölüneceğini ne yapacağını şaşırıyor.Bir gün birisini, ertesi gün diğerini yanımda yatırdım.Sabaha kadar ateş kontrolü, kusma halinde acil müdahale durumu.Ama öyle bir durum oldu ki şimdi ikiside benimle yatmaya alıştı.Dün gece onları teker teker yataklarına götürmeye kalkıştım ikiside itiraz etti.Sonra ben mutfağa su almaya gittim, gecenin bir yarısı içeriden bağırışlar başladı.Bense gülme krizinde.İtişiyorlar kakışıyorlar, git buydannnn, hayıyyyy sen git buydannn.

Yaaaaa kaççççç, anneeeeeeeeee bakkkk damma kaymıyooo, anneeee kayya gitmiyoooooooooo…

yaaaaaaa gittttt uyucammmmm mennnnn….hayıyyyyy sen git men uyucammm,,, kayyyyy biyaz….

Her şeye rağmen çok şükür diyorum iki güzel ve sağlıklı meleğim olduğu için.

Sağlık gibisi yok.Lütfen kıymetini bilelim.

>İYİ BİR GECE UYKUSU İÇİN…..

Kasım 25, 2010

>


Bu uyku meselesi hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum.Ama bir türlü fırsat bulamadım.Bazı bebelerin de uyku problemi olduğunu duydukça acaip üzülüyordum.Dedim bu işe bir el atmam lazım.Nacizane önerilerim olacak bu konuda.

Şimdi yeni doğmuş bebekler genellikle günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirirler. Beklersiniz uyansalarda bir gözlerini görsem ya da kucağıma alsam diye.Ama uyanmazlar çünkü büyümeleri için uyumaları gerekir.Yeni doğmuş bebekler yaklaşık 16,5 saat uyur-muş.Bu işin bilimsel tarafı.Kızlar 29 aralık 2007 cumartesi günü öğlen saat 12,26 (Damla) 12,27 (Karya) de doğdular.O gün sürekli uyumaları gerekiyordu değil mi?Ama yukarıdaki fotolarda da görüldüğü gibi benim kuzuların gözleri cin gibiydi vallahi.Uyku falan yoktu bir ara.Karya geceyi uyuyarak geçirdi.Damla ise sabaha kadar ağladı.İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur demiş büyükler varmış bir bildikleri.Ertesi gün eve geldik de başladılar sürekli uyumaya.Eve gelenler ne zaman uyanacak bunlar azcık gül cemallerini görelim de gidelim diye söyleniyorlardı.Bizim durumumuz biraz değişik olduğu için ikiz bebelerden dolayı uyku sorunsalımızda değişikti.Yani onlar açısından sorun yoktu benim açımdan sorun vardı.İki bebeği emzir, emzir emzir.Bakıyordum günlerim ve saatlerim sadece emzirmekle geçiyor.Ama öyle böyle değil.Kendimi çoğu zaman inek gibi hissediyordum.Onlar sürekli uyuyor ama bu çocukların emmesi lazım.İki saatte bir emmeleri gerekiyor.Normalde hep öyle denir ya.Şimdi bir hesap yapalım.Bir bebek iki saatte bir emecek.bebeğin emme süresi yaklaşık ( drlar kesinlikle 20 dak.dan fazla emzirmeyin derler) yarım saat kabul etsek.Ardından alt temizliği yapılacak.Ona da 15 dak.diyelim.Bu bizim için emzirme yarım saat+yarım saat=bir saat.Alt temizliği içinde 15+15=30 dak.Yani bir buçuk saat.Kaldımı bana yarım saat.Eee yat uyumaya çalış dal zaten geçiyomu bir yarım saat daha.Peki ben niye yatıyorum o zaman.Uyumadan kalk döngüye devam et.

Konuyu saptırmıyayım ben en iyisi sadede geleyim.Bir bebeğin-çocuğun iyi bir uyku alışkanlığı kazanması için gerekli olan şey ona uykuyu öğretmektir.Hamileyken okuduğum kitaplardan öğrendiğim şey şu.Kesinlikle bebeğe emzirtecek ya da alt temizliği yaptıracağınız zaman uykusunu bozacak şeyler yapmayın.Biz bunun için şöyle yaptık.Uzun bir süre zaten salonda yaşadık.Orada yattık kalktık ve oturduk.Salon ampullerinden birini gece lambası olarak değiştirdik.Yatacağımız zaman gece lambamızı yaktık.Gece kızlar uyandığında ya da emzirmem gerektiğinde ya da alt temizliği yapmam gerektiğinde ekstra hiç lamba yakmadık.Hep gece lambasıyla hallettik işimizi.Ve hiç konuşmadık.Bunun için azami özen gösterdim ben.Annem ve kayınvalidem arada kendilerini kaptırıp agu gugu yaptıkları zaman ikaz ettim.Aman dedim ses yok.Sakın konuşmayın.Ve böyle böyle kızlar gece uyumanın ne demek olduğunu öğrendiler.Biz gece uykusu konusunda hiç problem yaşamadık.Yani gecenin bir yarısı kalkıp oturup oyunlar oynamadık.Elbette uyandık bizde.Ama uyanınca ya suyumuzu içtik uyuduk Ya da emdik uyuduk.Kızların sık sık uyanmalarının nedeni benim hatam oldu.Biraz büyüdükten sonra yani yaklaşık 6-8 ay civarlarında ben artık uykusuzluğa dayanamadığım bir zamanda kendi yatağımda emzirmeye başladım.Hem onlar uyusun hem ben diyerek.O dönem çok rahat ettim.Uyuyabiliyordum artık.Ama bu durum kızların bana alışmasına ve sürekli benimle uyumak istemelerine neden oldu.Ben memnundum gerçi.Onlara sarılıp uyumaktan.Ama hala bu sorunumuz devam etmekte.Biz hala üçümüz birlikte yatıyoruz.Onlar uyuduktan sonra ben yataklarına götürüyorum.Ama gecenin bir yarısı yine uyanıyorlar ve benim yanıma geliyorlar.Benim yanımda yattıkları sürece sorun yok.Ama uyanıpda yanlarında beni göremeyince hopppp ya benim yanıma kendileri geliyor Ya da beni uyandırıp “anneeeee ben senin yanına” diyerek yanıma aldırtıyorlar kendilerini.Ve çoğu zamanda üçümüz uyumaya devam ediyoruz.Dün Karyayla yatarken ona http://gununcorbasi.blogspot.com/ da sevgili Yelizin Arcaya uyguladığı taktiği uygulayayım dedim.Tabi bizde Hülya ve Tuna yok ama Ecem var Yaren var, Yağmur var.Onlardan örnek verdim.Dinledi dinledi benim kuzu sonra bana ne dese beğenirsiniz.”Ama anne onlar büyük, ben daha küççük”.Peki madem dedim büyüyünce tekrar konuşuruz.Ve sarıldık yine birbirimize, sonra Damla da geldi üçümüz bir arada yattık uyuduk.