Eylül 2010 için arşiv

>BATTANİYE SORUNUMUZDA GELİŞME YOK..

Eylül 30, 2010

>Dün yeni battaniye aldığımı yazmıştım.Akşam kızları kreşten alırken Damlanın elinde kocaman bir yoğurt kovası vardı.Kovanın içinde de battaniyesi.Öğretmeni kirlenmesin yani yerlere sürünmesin diye kovanın içine koymuş ve bunun içinde taşı demiş Damla’ya.O da aynen dediği gibi kovayla taşıdı battaniyesini.Akşam Hilal Ablamlara gitmiştik.Ordan geldik ve ben o zaman çıkardım yeni battaniyeyi.Ama arabada gelirken anlattım ona durumu.Tamam dedi.Eve geldik çıkardım battaniyeyi nasıl beğendin mi dedim.Bunu keselim küçültelim okula bu minik battaniyeyi götür ne dersin dedim.Hayır dedi.Turuncu yani kendi battaniyesini kesmemi söyledi.Eminmisin dedim.Evet dedi.M ise sakın diye bana işaret ediyor.Kesersen ve eskisini isterse ne yaparız telaşında.Haklı bende düşünüyorum ne yaparız o zaman.Eski haline de döndüremeyiz.Damla ağlamaya başlıyor bu arada yeniyi istemem diye.Tamam kızım diyoruz şimdi eski battaniyenle yat ve uyu.Yatıyor rahat rahat.Onlar yattıktan sonra ben yeni battaniyeyi dört parçaya ayırıyorum.Parçalardan bir tanesinin kenarını tıpkı kendi battaniyesinde olduğu gibi ıslatıp ütülüyorum.Neredeyse aynı deformelikte oluyor.Beğenir mi acaba diyorum M.ye sanmam diyor.Sabah kalkıyoruz kızlarda uyanıyor ben heyecanla Damla’ya yeni kesilmiş battaniyeyi gösteriyorum.Başlıyor ağlamaya.Ama ne ağlamak gözlerinden yaşlar akıyor kızımın.İstemem diyor.Ben kendi battaniyemi istiyorum.Bakıyoruz çaresiziz.M.olaya el koyuyor hemen.”Tamam kızım bu battaniye senin.Sen ne zaman büyürsen o zaman küçük battaniyeni istersen kullanırsın.Sen isteyene kadar bu burada kalacak.Şimdi ağlama ve hadi al battaniyeni de okula gidelim.”Damla kendi battaniyesini alıyor ve sevinçle dışarı çıkıyor.Karya ise giyim derdinde.Ne giysem acaba diye çekmeceleri karıştırıyor.
Onları okula birakıyoruz sorunsuz.Artık ağlamalar yok neredeyse.Öğleden sonra öğretmenimizi arıyorum ve konuşuyoruz bu konuyu.Anlatıyorum ona Damla’nın hazır olmadığını.Tamam diyor.Ben burada en azından yerlerde gezdirmesini engellemeye çalışayım.Evet diyorum sadece uyku arkadaşı olması için en azından çaba gösterelim.Kadın da haklı.Parka giderken de yanında taşıyormuş battaniyesini.Ama bugün pek elinden bırakmamak istememiş.Anlıyor çocuğum battaniyesiyle ilgili bir sorun olduğunu.Ama battaniyesiyle arkadaşlığının devam etmesi taraftarıyım.En azından uyurken yanında olsun.BAkalım bu iş nasıl sonuçlanacak bende çok merak ediyorum.

Reklamlar

>BATTANİYE SORUNUMUZA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ARIYORUM.

Eylül 29, 2010

>Bu sabah öğretmenimizle konuşmak istedim.Bir kaç gündür konuşamamıştık çünkü.Aradığımda nasıl gidiyor diye sordum var mı bir problem babında.Bana psikologun Damla’yı gözlemlediğini ve bu battaniye işine bir çözüm bulmamız gerektiğini söyledi.Yani sürekli elinde bir battaniyeyle dolaşıyor kızım kreşte.Öğretmenimiz yemek yerken artık yanına koyduğunu ama parka giderkende yanında taşıdığını ve bunuda o küçücük boyuyla yapamadığını dolayısıyla yerlere süründüğünü ve kirlendiğini falan anlattı.Damla zaten evde de bir yere giderken aynı şekilde taşıyor battaniyesini.Ama bu aralar evde fazla birlikte değiller.Sadece kreşte yanında olmasını istiyor herhalde.Kendini güvende hissetmesi içinde bu normal bence.Hala alışamadı ve tedirgin nede olsa.Bence battaniyesiyle uzun yıllar yaşayabilirde.Çünkü eskiden yıkanmasına bile karşı çıkan kızım şimdi kendi atıyor makineye yıkanması gerektiğinde.Yalnız biz yine de M.ile bu işe bir çözüm bulmayı düşünüyorduk uzun zamandır.Ama bir türlü çözüm bulamadık.Daha küçük bir şeyle değiştirelim dedik.Hatta ciciannemiz minik minik iki tane peluş kumaş buldu geldi ama Damla onları istemedi.Ayıcıkları teklif ettim hayır dedi.Bende bugün M.nin de önerisiyle Kemeraltının arka sokaklarına gittim.Bebek eşyası satan mağazaları gezdim.Peluş battaniyemizin aynısından bir tane daha alayım ve yeni aldığımı dört parçaya ayırayım diye.Ama hiç bir yerde aynısından yani aynı renginden bulamadım.Aynı modelin yeşil rengini bir yerde buldum ve aldım.Bakalım akşama Damla ile konuşacağız.Ve o da isterse yeni battaniyemizi parçalara ayıracağız.Belki de yeni battaniyeyi sevecek ve biz eskisini parçalara böleceğiz kim bilir.Bu arada bu durumla ilgili başka çözüm önerisi olan varsa lütfen paylaşsın.İnsan bazen tıkanma noktasına geliyor çünkü.

>KREŞ GÜNLÜĞÜ-SANIRIM ARTIK SON

Eylül 28, 2010

>Kreşe başladığımızdan beri alışma sürecimizi, yaşadıklarımızı not ettim.İleride biz nasıl kreşe gittik diye sorduklarında açın okuyun diyeceğim.Aradan uzun yıllar geçmiş olacak.
Şimdi kreş günlüklerinin sona erme nedenini yazayım.Sanırım artık alıştık.O zorluklar o krizler yaşanmıyor artık.Gitmek zorunda olduklarını anladılar.Gerçi hala akşamları biz okulu sevmedik diyorlar ama artık bunu ağlayarak söylemiyorlar.Birde sabah uykularını alamıyorlar. Mızırdanmalarında bunun da etkisi var. Dün gayet güzel geçti.Sabah Damlanın o yüz ifadesinden sonra böyle olacağını tahmin etmedim ama.Kızlarımı almaya gittiğimizde içeriden sesleri geliyordu.Görevli teyzemiz Karyaaa-Damlaaa diye seslendiği anda benimkiler anneeee babaaaa diye bağırmaya başlamışlardı bile.Damla koşarak geldi ve atladı boynuma.Zıplaya zıplaya hemde.Görmeliydiniz o anı.Sarıldık kucaklaştık öpüştük..Benden sonra babasına koştu onuda öptü.
Karya bu arada kraliçe endamıyla merdiven inmeye çalışıyor.İndi hemen ayakkabılarını giymeye başladı.Karya kreşe başladığından beri herşeyini kendisi yapıyor.Kendisi giyiniyor.Atletini, külodunu, tişörtünü, pantolununu yada pijamasını ve çorabını.Çorapları genelde ters giyiliyor ama olsun.Kızım kendi başına bir şeyler başarıyor buda bizi çokk mutlu ediyor.Damlada kendi başına yapmaya çalışıyor ama biraz daha tembelce bu konuda.Çünkü sabırlı değil hemen sıkılıyor ve bir an önce olsun bitsin istiyor.
Bu sabah ise Karya yine ağlayarak uyandı.Tersinden kalktı yani.Belliydi.Ben lavobaya gittim vay efendim niye gitmişim.Ağlaya ağlaya peşimde dolaşıyo.Sonra Babası geldi ne istiyorsun kızım diye sordu birlikte bizim odaya gittiler ve benim makyaj çantamı alıp çıkmışlar.Bir ara odalarına girdim ve bir de ne göreyim.Karya benim saç rimelimi almış dudaklarını boyuyor.Aldım elinden ruj verdim dedim boyasın her tarafı ne yapayım.O arada hazırlanmam gerekiyor kızların hazırlanması gerekiyor.Neyse efendim ben hazırlandım geldim kızları giydireyim diye.Elimde elbiseleri.Hanımefendi elbise giymeyecekmiş.Şort giyecekmiş.Şort dediği de pantolon.Gitti kendi istediği tişörtü ve pantolonu aldı getirdi.Birlikte giyindik tabi dudağında benim pembe rujumla.Damlayı da babası giydirdi.Sorunsuz bir şekilde çıktık evden.Kreşe vardık.İçeri girince ayakkabılarımızı çıkardık görevli teyzelerimiz gelmedi henüz ama baktım Karya elinde (bu arada bizden istedikleri kitaplar vardı cumartesi günü kızlarla birlikte gidip o kitapları almıştık.Dün onlar uyuduktan sonra etiketledik ve poşete koyduk.Sabahda ikisi birer elinde poşet olmak üzere çıkmıştı evden) kitaplarıyla merdivenleri çıktı ve hiç arkasına bile bakmadan içeri girdi.Damla ise görevli teyze gelene kadar merdivenleri yarılamıştı teyze gelince döndü arkasına bize baktı ve el salladı.Ama bu kez dudaklar büzük gözler dolu değildi.Damla zaten kabullendi artık okul olayını.
İşte bizim kreş macerelarımızın sona eren kısmı.Tabi son diyorum ama belli olmaz benim sıpaların işi.Belki yarın herşey en başından devam edecek(Allah korusun diyorum) Ama en azından gitmek zorunda olduklarını biliyorlar artık.

>HİLAL ABLAM-KIZLARIMIN AŞKISI

Eylül 27, 2010

>
Hilal Ablamı tanıyorsunuz.Kızlarıma tam iki koca yıl baktı hani.Aslında dayımın kızı olduğunu da biliyor olmalısınız.Kızlarım doğduğunda annemin rahatsızlığı ortaya çıkmıştı.Bir müddet sonrada kayınvalidemin bel rahatsızlığı ve acil ameliyat olması gerektiği.Benimse işe başlamama az kalmış.Hamileyken kızlarıma annem ve kayınvalidemin bakacağı konusunu konuşuyorduk hep.Ama doğumla birlikte her şeyd eğişti.Hiç bir şey planlandığı gibi gitmedi.Çok acil bakıcı aramaya başladık.Ama benim gönlüm kızlarımı yabancı insanlara nasıl bırakırım derdinde.Allah’ım düşünüyorum düşünüyorum bir türlü işin içinden çıkamıyorum.Kayınvalidemin belini ameliyat edecek doktor Hilal Ablamın doktoru çünkü daha önce oda belinden ameliyat oldu ve bir sürü platin takıldı, omurgasına silikon enjekte edildi.Felç olmanın kıyısından döndü açıkçası.Birlikte hastanede doktoru beklerlerken sohbet açılıyor ve Hilal ablamın kızlarıma bakması fikri gündeme geliyor.O gün hallediliyor herşey.M.beni arayıp tamam diyor artık kızların güvende çünkü senin kuzenine emanet edeceğiz.Ben nasıl mutlu, nasıl huzurlu.Biliyorum ki Hilal Ablam kızlarımı kendi kızları gibi güzel bakacak.Özenli, itinalı, biliyorum ki benden daha iyi bakacak.Çünkü tecrübeli ve biliyorum ki çocukları çok sever.hele ki benim kızlarımı.Tam iki koca yıl benden iyi baktı kızlarıma.Annem, kayınvalidem ve o.Evde tam bir altın kızlar curcunası yaşadılar.Bazen mutlu, bazen hüzünlü günler.Neyse işte ben Hilal Ablamın kızlarımın üzerindeki hakkını ödeyemem.O kızlarımın aşkısı.Bir yere giderken hala “anne askimmm” aşkım gelecek mi diye soruyorlar ve evet gelecek dersem dünyalar onların oluyor.Hilal Ablamla yollarımız hiç ayrılmayacak çünkü o hep bizim hayatımızda olacak.Başım sıkışsa o bize yardım edecek.Benim öz ablam yok ama o hep bana ablalık yaptı. Kızların kreşe başlamasına en çok üzülenlerden birisi de o biliyorum.Çünkü kıyamıyor.Ama oda bırakmak zorundaydı çünkü eşi yani Ahmet Abimde rahatsızlandı.Ve Hilal Ablamın kocasının yanında olması onunla ilgilenmesi gerekiyor.Neyse yani sonuç itibarıyle
“Askiiiiimmmmmm seni seviyoruz ve her şey için teşekkür ediyoruz.”
Bizden kurtulacağını sanma sakın….

>ALIŞMAYA ÇALIŞIYORUZ…ALIŞTIK..ALIŞACAĞIZ…

Eylül 25, 2010

>Evet yazamadım bir kaç gün.Gerçi bunda alışıp alışmadıklarını rolü yoktu.Sadece yoğunluk vardı ve birazda yazma isteksizliği.Bugün sevgili Ayşenin yorumunu okuyunca yazmak farz oldu artık.
Evet salı gününden sonra herşey daha kolay oldu.Çarşamba gününden beri yarım saat erken alıyoruz kızları.Bu onlar içinde daha iyi oldu benim içinde.Onlar bizi daha erken görüyor ve daha çok güven duyuyorlar bize.Çünkü hergün bırakırken akşama gelip sizi alacağız diyoruz ya.Her almaya gidişimizde özelikle belirtiyorlar bunu.”anne siz bizi aldınız” diye.Benim için iyi oluyor çünkü daha çok vaktim kalıyor evde de.Onlarla da daha çok birlikte olabiliyorum.Perşemde günü almaya gittiğimizde öğretmenimiz Oya Hanım sessizce bize içeri gelmemizi söyledi.Galoşlarımızı giydik ve yukarı çıktık.Bir de baktık ki bizim kızlar Oya öğretmenleriyle birlikte girişteki personel odasında.İkiside döner koltuklara oturmuşlar öğretmenleriyle sohbet ediyorlar.Bizi görünce çok şaşırdılar tabi.Çok da sevindiler.Bize hevesle sınıflarını gezdirdiler.Küçücük tuvaletlerini, küçücük sandalyelerini v.s.Çok ferah odaları.Tertemiz.İçim daha da rahat.Birde artık eskisi gibi ağlamamaları daha da güzel.Yalnız her akşam ikiside okula gitmeyeceğiz diye nabız yokluyorlar.Biz okulu sevmiyoruz diyorlar.Bende “annecim bende işe gitmeyi sevmiyorum ama gitmek zorundayım biliyorsunuz.Sizde okulu sevmeseniz de gitmek zorundasınız” diyorum.Ve onlardan da artık ağlamaklı talepler gelmiyor.Dün akşam uyumak üzerelerken Damla okulda öğrendiği bir şeyi yapıyor.Tam anlamıyorum ama öğreneceğim bende.Öğretmenlerine soracağım.Öğrenince burayada yazarım.Haftasonu odalarına dvd ve uydu aldık.Şimdi çizgi filmlerini odalarında izliyorlar.Bizde rahat rahat temizlik, iş güç artık gündemde ne varsa halletmeye çalışıyoruz.İyi oldu tabi.Odalarında daha çok vakit geçirmelerini istiyorum.Çünkü onlarda bizim gibi salonda yaşıyorlar her daim.Maisy yi koymuştum onlara izlesinler diye baktım bir ara Karya kitaplarını almış eline bir taraftan da kitap okuyor.
Bu arada bir kaç kelimelerini yazayım aklımdayken.
demeynen-değirmen
omanaz-olamaz
kipat-kitap
gayı-darı, dayı
çokoko-çikolata
yumuna-yumurta
eppek-ekmek
Bu sabah daha kolaydı tabi yine okula gitmeleri.Ama Damla..Ahhh DAmlacım.Yavrum kızım içine atıyor.Ağlayamıyor bir türlü.Yine dudakları büzük gözler dolu dolu.Yine hem ağlarım hem giderim olayı.İçim parçalanıyor onu öyle görünce.KArya beni öperek ayrıldı ama Damla öpmedi.Annecim hadi öpüşelim dedim ama yüzüme bile bakmadan gitti.Üzüldüm..Ama belli ki onu bıraktım diye kızdı bana.

>KREŞ GÜNLÜKLERİ-4’E DEVAM

Eylül 22, 2010

>Dün sabah yaşadıklarımızı anlatmıştım.Akşam iş çıkışı almaya gittiğimizde olanları anlatmaya başlyorum hemen.Zira benim için çok önemli anlar bunlar.Mutlaka kayıt altına almalıyım.
Kapıdan içeri girdik, görevliler bir çocuğu annesine teslim ediyorlar.O anda merdivenlerin köşesinde pembe badisiyle Damla’yı görüyorum.”kaayaaaa dellll, çabukkk, anne baba deldiiii” diye içeriye koşuyor hemen.Sonra yanında Karya ile birlikte yanımıza geliyorlar.Karya benim kucağıma Damla babasının kucağına atlıyor sarılıyor, öpüşüyoruz.O arada görevli teyzelerimizden birisi “çocukları bir süre erken almanız mümkün mü” diye soruyor benim şaşkın bakışlarım arasında.
Neden ne oldu ki modundayım ben?Kadıncağız açıklamaya çalışıyor “daha çok küçükler, herkes gidiyor ve herkesin ardından ağlıyorlar, bir on gün falan en azından yarım saat kadar erken alabilirmisiniz” diye soruyor tekrar.Benim bakışlarımdan rahatsız olmuş anlaşılan ki “lütfen yanlış anlamayın henüz çok küçükler, ana kuzusu bunlar daha, Damla baba baba diye sayıkladı durdu” diyor.Bense yanlış anlamadığımı sadece şok yaşadığımı, çünkü çok üzüldüğümü söylüyorum.Hiç beklemediğim bir şey bu.Tamda sadece sabah problemleri yaşadığımızı düşünürken.Çok şükür Allah’ım sonradan sorun yaşamıyoruz derken.Kadın bunları anlatıyor ama ben kafamda neler kuruyorum.Gözümde canlandırıyorum kuzularımı.Her giden çocuğun ardından ağlamalarını düşünüyorum.kendilerini terkedilmiş hissetmelerini.Allah’ım diyorum ne yapıyoruz biz.Nasıl izin veriyoruz buna.M.ile de günlerdir bunu konuşuyoruz erken verdik kreşe konusunda hemfikiriz.Ama mecburduk.Anane hasta hem de çok.Babane de hasta ve bugünlerde ameliyat olması gerekiyor.Hilal Ablmızın da eşi hastalandı.Çevremizde kızlarla ilgilenen herkes hasta yani.Bu durumda ya benim işi bırakmam gerekiyordu yada kızları erkenden kreşe vermemiz.Vicdan azabı yaşıyoruz M ile.Gerçekten çok zor bir durum.Sonra düşünüyoruz ya bizim gibi imkanları olmayan insanlar ne yapsın.Çocuklarını çok küçük yaşlarda hatta aylıkken kreşe verenler.Yine çok şükür 2,5 yaşımıza kadar sağlıklı ve sevgi dolu olarak bakıldılar.Allah bin kere razı olsun anane ve babanemizden.Kendi sağlıklarını hiçe sayıp çocuklarla fazlasıyla ilgilendiler.Ama artık onlarında dinlenmeyi hakkettiği bir gerçek.
İşte böyle arabada eve gidene kadar içim kan ağladı.Kahroldum.Bugün biraz erken çıkacağız, erken alacağız kuzuları.M.ile konuştuk bu kuzular biz onları alıp eve götürene kadar açlıktan ölüyor sanki ne yapabiliriz diye.Sonra yanımıza meyve ve kuruyemiş alalım diye bir öneri geldi canım M.den.(Sen olmasan bir çok konuda tıkanıp kalırım) Akşam işden çıkmadan yanıma aldığım elmayı soydum dilimledim ve tupper kabımın içine koydum.M.de ceviz ve badem almıştı.Kızlar arabaya gelince elma yermisiniz diye sordum.İkiside atladı hemen “eyeeettt” diye.verdim ellerine birer dilim.Damla anında iki dilim elmayı süpürdü.Kalan bir dilim elmada Karya’nın ya.Onu da isteyince ikiye bölüp vereyim dedim ama Karya sıpası kıyameti kopardı “hayırrrr” diye.Damla sıpasıda tamamını istermiş.Elmaaaaaaa diye ağladı uzun süre.M.dayanamadı ilk gördüğün yerden elma aldı güzelce yıkattı ve verdi ellerine.Elma alırken çok da güzel ekmek kokuları geldi burnuma benim içinde ekmek aldı fırından sıcacık.Kızlar ekmek kokusunu duyunca bu kez de “emmekkkkkkkk” diye bastılar yaygarayı.verdik ellerine birer parça.eve gidene kadar ekmek ve elma şeklinde atıştırmalar yapıldı arada da ceviz.
Eve geldik ben apar topar attım kendiğimi mutfağa.Bu sıralar ben mutfaktayken yanıma gelip sandalyeye çıkıp beni izliyorlar ve bundan çok da keyif aldıklarını görüyorum.Sofrayı beraber hazırlıyoruz.Yemeğimizi yiyoruz.Biraz oyalanıyoruz ve sonra uyuma faslı.Dün akşam M.nin bana çok yardımı oldu.Kızlarla çok güzel ilgilendi.Ama ben bu kreş işini hiç sevmedim sanki.Akşamları kızlarla geçirecek zamanım olmuyor.Ben mutfakta harala gürele yemek, bulaşık v.s telaşındayım sonra zaten uyku saatleri geliyor.Sadece uyuturken bir arada olabiliyoruz neredeyse.Aklım hiç ermedi valla.

>KREŞ GÜNLÜKLERİ-4-ORGANİK ŞİŞE SÜT

Eylül 21, 2010

>Araya haftasonu girince yazmaya ara vermek zorunda kaldım.Güzel bir haftasonu geçirdik kızlarla.Uyumluyduk.Krizler yaşamadık sayılır.Taki babane gelene kadar.Cumartesi öğleden sonra babanemiz geldi.Tabi haliyle kızlar şımarmaya başladı.Pazar günü de nişanımız vardı.O ayrı biz yazı konusu olacak sanırım.Öyle düşünüyorum ama kimbilir?Nişanda Damla ananesini gördü ya kim ayırır yanından.Dönüşte kızım çok ağladı.Resmen anane diye sayıkladı.O kadar çok seviyor ki ananesini.Korkuyorum anneme bir şey olmasından.Zaten dün yine ateşi yüksek olduğu için acile gittiler.allahtan idrar yolu enfeksiyonuymuş ve ağızdan AB ile tedaviye başladı.Ca hastalarında en çok korkulan benimde en çok korktuğum enfeksiyona bağlı ölümler.Allah korusun.Neyse bu konuyu kapatıp hemen kreşde neler yaptık anlatmaya geçiyorum.
Sabah kalktık tabi KArya yine ağlama modunda.Ama bu kez bana değil direk babanesine ağlıyor.Ve ona diyor ki “babane biz sesilyurta gidelim, ben sende kalayım” (sesilyurt-yeşilyurt) Bindik arabaya ağlamalar devam ediyor.ben ikna etmeye çalışıyorum.Sonunda kararlı bir şekilde “bak annecim anne ve baba işe gitmek sorunda, babane de hap almak zorunda, bu yüzden sizde okula gideceksiniz.Ama anne ve baba akşam gelip sizi alacak” biraz daha ağlama devam etti.Ama baktı ki kimseden geri adım gelmiyor sustu ve “anne siz akşam gelip bizi alacaksınız” dedi.Evet kuzum dedim, sarıldım ikisinede sıkı sıkı.Biz sizi asla bırakmayız, tabiki gelip sizi alacağız ve evimize gideceğiz dedim.Sonra neşeleri yerine geldi.Ağlamadılar sınıflarına giderken.Akşam aldık bizi her gördüklerinde çok seviniyorlar.O hallerine bayılıyorum.Bu sabahta biraz ağlamaklı kalkıldı.Okula gitmeyeceğiz dendi.Mızırdanıldı.Ama yeni kıyafetler çıkarılınca, hemen giyinildi.Ve itirazsız okula gidildi.Ama Damla yine dudaklar büzük bir şekilde, için için ağlayarak girdi sınıfa.Hem ağlarım, hem giderim misali.

TİRE SÜTTEN CAM ŞİŞEDE ORGANİK SÜT
Bu arada Türkiye de ilk organik günlük pastörize süt satışı başladı. İzmir pehlivanoğlu mağazalarında dün itibarıyle organik süt satışa sunuldu ve biz hemen aldık.Süper bir görüntüsü var.Çünkü 1 litrelik kocaman cam şişelerde satılıyor bu sütler.Bana göre çok şık.Fiyat olarakda ekonomik.Bu bağlamda Tire süt Kooperatifine teşekkürlerimi iletiyorum.Biz ve çocuklarımızın sağlıklı süt içebilmesine vesile oldukları için.