Ocak 2009 için arşiv

>SOBEEEEE!

Ocak 30, 2009

>Sevgili eren in annesi Cavidan sobelemiş beni.Ve şu an okuduğum kitabın 161 sayfasının 5.satırını yazmamı istemiş.
Okuduğum kitabın adı Ölüme Bakmak-Peter James.
161.sayfanın 5.satırında ise şunlar yazılı.
“Sonra ekibindekilere rapor edecek herhangi bir şeyleri olup olmadığını sordu.”

Bende Sevgili İnci’nin annesi Binnur’u sobeliyorum.Hadi Binnur’cum kolay gelsin.
benim ufaklık uyandı.Kaçıyorum.

SOBEEEEE!

Ocak 30, 2009

Sevgili eren in annesi Cavidan sobelemiş beni.Ve şu an okuduğum kitabın 161 sayfasının 5.satırını yazmamı istemiş.
Okuduğum kitabın adı Ölüme Bakmak-Peter James.
161.sayfanın 5.satırında ise şunlar yazılı.
“Sonra ekibindekilere rapor edecek herhangi bir şeyleri olup olmadığını sordu.”

Bende Sevgili İnci’nin annesi Binnur’u sobeliyorum.Hadi Binnur’cum kolay gelsin.
benim ufaklık uyandı.Kaçıyorum.

SOBEEEEE!

Ocak 30, 2009

Sevgili eren in annesi Cavidan sobelemiş beni.Ve şu an okuduğum kitabın 161 sayfasının 5.satırını yazmamı istemiş.
Okuduğum kitabın adı Ölüme Bakmak-Peter James.
161.sayfanın 5.satırında ise şunlar yazılı.
“Sonra ekibindekilere rapor edecek herhangi bir şeyleri olup olmadığını sordu.”

Bende Sevgili İnci’nin annesi Binnur’u sobeliyorum.Hadi Binnur’cum kolay gelsin.
benim ufaklık uyandı.Kaçıyorum.

>13.AY VE SİZ

Ocak 29, 2009

>”Güzel kızlarım benim.
Sizi o kadar özlüyorum ki.Yine çalışan anne sendromuna girdim sanırım.”
Bu düşüncelere sık sık kapılıyorum ve kapılmayan hiç bir annenin olduğunu da sanmıyorum.
Bu günlerde yine takıntılıyım.Damla anneanne delisi oldu.Benim kucağıma bile gelmek istemiyor.Anneannesi onun her istediğini yapıyor.Bense otorite durumundayım ona göre.İstediği olumsuz şeylere hayır diyebiliyorum.O da bunun farkında.Eğer istediği şey olmassa ağlıyor.Bana ağlıyorsa ve ben hayır dediysem bir müddet sonra susuyor.Ama anneannesi öyle değil.O ne isterse yapıyor.
Ve geçen gün annem bana dedi ki.Yine Damla olumsuz bir şey istemişti ve ben gözlerimle sertçe bakıp beni anlamasını sağladım.O da ağladı.Annemde öyle davranma ileride seni sevmez yoksa dedi.Kızım beni sevmiyecek mi acaba.Yanlış mı davranıyorum bilmiyorum ki.Bu çocuklara nasıl davranmalı.Onların sevgisini her daim duyumsamak için her istedikleri yapılmalı mı?offfffffff kötüyüm anlıyacağınız.Çocuk yetiştirmek ne kadar zor.
Bu aralar neler yapıyor kızlarım.İşte bunları:
-Artık her şeyi anlıyorsunuz.
-O kadar akıllısnız ki.Yapma denilen şeyi yapmamanız gerektiğini bildiğiniz halde yapıyorsunuz. Hem de büyük bir zevkle.
-İki kafadar bir olup mutfak çekmecelerini dağıtıyorsunuz.Ben topluyorum düzenliyorum.O esnaya kadar dokunmuyorsunuz.Ne zaman ki işim bitip çekmeceyi itiyorum.Başka bir iş yapmak için arkamı dönüyorum.Bir de bakmışım siz yine çekmeceyi açıp dağıtmaya başlamışsınız.
-TV nin açma kapama düğmesini öğrendiniz.O kadar çok yapıyorsunuz ki bunu.Bir de bu *2 olunca mecburen düğmeyi bantla kapamak zorunda kaldık.
-Kucağımızdayken ışıkları açıp kapayabiliyorsunuz.Hatta asansörü bile çağırabiliyorsunuz.
-Bir kaç kez çikolata yediniz ve bayıldınız buna.bir de çubuk krakeri çok sevdiniz.Elinizde krakerle dolaşıp yerlere ufalamayı çok seviyorsunuz.
-Geçen gün ilk kez tane tane ayıklanmış nardan yediniz.yemek yerken en ufak bir tanecik bile gelse ağzınıza çıkaran siz, çekirdekleriyle birlikte o narı nasıl yediniz hala inanamıyorum.Ben hep diyorum ama işinize gelen şeyleri öyle güzel yiyorsunuz ki.İş sağlıklı yemeğe gelince maalesef.
-Karya yürüme çalışmalarına ağırlık verdi.Artık 4-5 adım atabiliyor oda.Daha önce hiç üzmüyordu kendini.Ama akrabamızın oğlu Efe ve Damlayı birlikte yürüken görünce sanırım heveslendi.Ve o da başladı çalışma yapmaya.
-Benim odama girip parfümlerimi ve daha bir çok şeyimi kurcalamaya bayılıyorsunuz.
-Koltuklara tırmanmak için müthiş çaba sarfediyorsunuz.Az biraz destekle bu işi de layıkıyla yapıyorsunuz.
-TRT 4 deki Gece Bahçesi en sevdiğiniz program.En sevdiğiniz karakterlerde absi dayzi ve igil pigil.
-Müzik vazgeçilmeniz ama en sevdiğiniz şarkı hala İsmail YK Bas Gaza ve Hadise Düm Tek.
-Hala en sevdiğiniz çorba Yayla çorbası
-Karya uyurken emzik emiyor.Ama uyanınca hemen ağzından çıkarıp bize veriyor.Çünki uyanıkken emzik emilmeyeceğini öğrendi.
-Karya benim eşyalarımı alıp kokluyormuş.evdekiler öyle söylüyor.Damla ise babasınınkileri.
-Yeni bir şey giydiğiniz zaman onların yeni ciciler olduğunu anlıyorsunuz
-Evdeki bilumum eşyaları gösterip onların ne olduğunu soruyorsunuz.
-Islak mendilleri alıp evde temizlik yapmaya başladınız.Önce yüzünüzü sonra yerleri sonra da TV ve sehpaları
-Susadığınız zaman suyunuzu istiyorsunuz.
-Damla uyumak istemediği zaman pijamalarını giymeyi reddediyor ve battaniyesini üzerinden atıyor.İki gündür ayakta sallanarak uyuyor.
-Damla hala peluş battaniye canavarı.O olmadan uyumak istemiyor.
-İkiside çıplak ayaklarını ve bacaklarını çok seviyor.
-Dişlerine sürdüğüm Calgeli yemeğe bayılıyorlar.
-Karya’nın 8.dişi 5 Ocak ta çıktı.

İşte yaptıklarınız.her geçen gün değişik şeyler yaparak bizi şaşırtıyorsunuz.
Artık sizlerle oynamak büyük keyif bizim için de.Sizi çok seviyoruz annecim.

13.AY VE SİZ

Ocak 29, 2009

“Güzel kızlarım benim.
Sizi o kadar özlüyorum ki.Yine çalışan anne sendromuna girdim sanırım.”
Bu düşüncelere sık sık kapılıyorum ve kapılmayan hiç bir annenin olduğunu da sanmıyorum.
Bu günlerde yine takıntılıyım.Damla anneanne delisi oldu.Benim kucağıma bile gelmek istemiyor.Anneannesi onun her istediğini yapıyor.Bense otorite durumundayım ona göre.İstediği olumsuz şeylere hayır diyebiliyorum.O da bunun farkında.Eğer istediği şey olmassa ağlıyor.Bana ağlıyorsa ve ben hayır dediysem bir müddet sonra susuyor.Ama anneannesi öyle değil.O ne isterse yapıyor.
Ve geçen gün annem bana dedi ki.Yine Damla olumsuz bir şey istemişti ve ben gözlerimle sertçe bakıp beni anlamasını sağladım.O da ağladı.Annemde öyle davranma ileride seni sevmez yoksa dedi.Kızım beni sevmiyecek mi acaba.Yanlış mı davranıyorum bilmiyorum ki.Bu çocuklara nasıl davranmalı.Onların sevgisini her daim duyumsamak için her istedikleri yapılmalı mı?offfffffff kötüyüm anlıyacağınız.Çocuk yetiştirmek ne kadar zor.
Bu aralar neler yapıyor kızlarım.İşte bunları:
-Artık her şeyi anlıyorsunuz.
-O kadar akıllısnız ki.Yapma denilen şeyi yapmamanız gerektiğini bildiğiniz halde yapıyorsunuz. Hem de büyük bir zevkle.
-İki kafadar bir olup mutfak çekmecelerini dağıtıyorsunuz.Ben topluyorum düzenliyorum.O esnaya kadar dokunmuyorsunuz.Ne zaman ki işim bitip çekmeceyi itiyorum.Başka bir iş yapmak için arkamı dönüyorum.Bir de bakmışım siz yine çekmeceyi açıp dağıtmaya başlamışsınız.
-TV nin açma kapama düğmesini öğrendiniz.O kadar çok yapıyorsunuz ki bunu.Bir de bu *2 olunca mecburen düğmeyi bantla kapamak zorunda kaldık.
-Kucağımızdayken ışıkları açıp kapayabiliyorsunuz.Hatta asansörü bile çağırabiliyorsunuz.
-Bir kaç kez çikolata yediniz ve bayıldınız buna.bir de çubuk krakeri çok sevdiniz.Elinizde krakerle dolaşıp yerlere ufalamayı çok seviyorsunuz.
-Geçen gün ilk kez tane tane ayıklanmış nardan yediniz.yemek yerken en ufak bir tanecik bile gelse ağzınıza çıkaran siz, çekirdekleriyle birlikte o narı nasıl yediniz hala inanamıyorum.Ben hep diyorum ama işinize gelen şeyleri öyle güzel yiyorsunuz ki.İş sağlıklı yemeğe gelince maalesef.
-Karya yürüme çalışmalarına ağırlık verdi.Artık 4-5 adım atabiliyor oda.Daha önce hiç üzmüyordu kendini.Ama akrabamızın oğlu Efe ve Damlayı birlikte yürüken görünce sanırım heveslendi.Ve o da başladı çalışma yapmaya.
-Benim odama girip parfümlerimi ve daha bir çok şeyimi kurcalamaya bayılıyorsunuz.
-Koltuklara tırmanmak için müthiş çaba sarfediyorsunuz.Az biraz destekle bu işi de layıkıyla yapıyorsunuz.
-TRT 4 deki Gece Bahçesi en sevdiğiniz program.En sevdiğiniz karakterlerde absi dayzi ve igil pigil.
-Müzik vazgeçilmeniz ama en sevdiğiniz şarkı hala İsmail YK Bas Gaza ve Hadise Düm Tek.
-Hala en sevdiğiniz çorba Yayla çorbası
-Karya uyurken emzik emiyor.Ama uyanınca hemen ağzından çıkarıp bize veriyor.Çünki uyanıkken emzik emilmeyeceğini öğrendi.
-Karya benim eşyalarımı alıp kokluyormuş.evdekiler öyle söylüyor.Damla ise babasınınkileri.
-Yeni bir şey giydiğiniz zaman onların yeni ciciler olduğunu anlıyorsunuz
-Evdeki bilumum eşyaları gösterip onların ne olduğunu soruyorsunuz.
-Islak mendilleri alıp evde temizlik yapmaya başladınız.Önce yüzünüzü sonra yerleri sonra da TV ve sehpaları
-Susadığınız zaman suyunuzu istiyorsunuz.
-Damla uyumak istemediği zaman pijamalarını giymeyi reddediyor ve battaniyesini üzerinden atıyor.İki gündür ayakta sallanarak uyuyor.
-Damla hala peluş battaniye canavarı.O olmadan uyumak istemiyor.
-İkiside çıplak ayaklarını ve bacaklarını çok seviyor.
-Dişlerine sürdüğüm Calgeli yemeğe bayılıyorlar.
-Karya’nın 8.dişi 5 Ocak ta çıktı.

İşte yaptıklarınız.her geçen gün değişik şeyler yaparak bizi şaşırtıyorsunuz.
Artık sizlerle oynamak büyük keyif bizim için de.Sizi çok seviyoruz annecim.

13.AY VE SİZ

Ocak 29, 2009

“Güzel kızlarım benim.
Sizi o kadar özlüyorum ki.Yine çalışan anne sendromuna girdim sanırım.”
Bu düşüncelere sık sık kapılıyorum ve kapılmayan hiç bir annenin olduğunu da sanmıyorum.
Bu günlerde yine takıntılıyım.Damla anneanne delisi oldu.Benim kucağıma bile gelmek istemiyor.Anneannesi onun her istediğini yapıyor.Bense otorite durumundayım ona göre.İstediği olumsuz şeylere hayır diyebiliyorum.O da bunun farkında.Eğer istediği şey olmassa ağlıyor.Bana ağlıyorsa ve ben hayır dediysem bir müddet sonra susuyor.Ama anneannesi öyle değil.O ne isterse yapıyor.
Ve geçen gün annem bana dedi ki.Yine Damla olumsuz bir şey istemişti ve ben gözlerimle sertçe bakıp beni anlamasını sağladım.O da ağladı.Annemde öyle davranma ileride seni sevmez yoksa dedi.Kızım beni sevmiyecek mi acaba.Yanlış mı davranıyorum bilmiyorum ki.Bu çocuklara nasıl davranmalı.Onların sevgisini her daim duyumsamak için her istedikleri yapılmalı mı?offfffffff kötüyüm anlıyacağınız.Çocuk yetiştirmek ne kadar zor.
Bu aralar neler yapıyor kızlarım.İşte bunları:
-Artık her şeyi anlıyorsunuz.
-O kadar akıllısnız ki.Yapma denilen şeyi yapmamanız gerektiğini bildiğiniz halde yapıyorsunuz. Hem de büyük bir zevkle.
-İki kafadar bir olup mutfak çekmecelerini dağıtıyorsunuz.Ben topluyorum düzenliyorum.O esnaya kadar dokunmuyorsunuz.Ne zaman ki işim bitip çekmeceyi itiyorum.Başka bir iş yapmak için arkamı dönüyorum.Bir de bakmışım siz yine çekmeceyi açıp dağıtmaya başlamışsınız.
-TV nin açma kapama düğmesini öğrendiniz.O kadar çok yapıyorsunuz ki bunu.Bir de bu *2 olunca mecburen düğmeyi bantla kapamak zorunda kaldık.
-Kucağımızdayken ışıkları açıp kapayabiliyorsunuz.Hatta asansörü bile çağırabiliyorsunuz.
-Bir kaç kez çikolata yediniz ve bayıldınız buna.bir de çubuk krakeri çok sevdiniz.Elinizde krakerle dolaşıp yerlere ufalamayı çok seviyorsunuz.
-Geçen gün ilk kez tane tane ayıklanmış nardan yediniz.yemek yerken en ufak bir tanecik bile gelse ağzınıza çıkaran siz, çekirdekleriyle birlikte o narı nasıl yediniz hala inanamıyorum.Ben hep diyorum ama işinize gelen şeyleri öyle güzel yiyorsunuz ki.İş sağlıklı yemeğe gelince maalesef.
-Karya yürüme çalışmalarına ağırlık verdi.Artık 4-5 adım atabiliyor oda.Daha önce hiç üzmüyordu kendini.Ama akrabamızın oğlu Efe ve Damlayı birlikte yürüken görünce sanırım heveslendi.Ve o da başladı çalışma yapmaya.
-Benim odama girip parfümlerimi ve daha bir çok şeyimi kurcalamaya bayılıyorsunuz.
-Koltuklara tırmanmak için müthiş çaba sarfediyorsunuz.Az biraz destekle bu işi de layıkıyla yapıyorsunuz.
-TRT 4 deki Gece Bahçesi en sevdiğiniz program.En sevdiğiniz karakterlerde absi dayzi ve igil pigil.
-Müzik vazgeçilmeniz ama en sevdiğiniz şarkı hala İsmail YK Bas Gaza ve Hadise Düm Tek.
-Hala en sevdiğiniz çorba Yayla çorbası
-Karya uyurken emzik emiyor.Ama uyanınca hemen ağzından çıkarıp bize veriyor.Çünki uyanıkken emzik emilmeyeceğini öğrendi.
-Karya benim eşyalarımı alıp kokluyormuş.evdekiler öyle söylüyor.Damla ise babasınınkileri.
-Yeni bir şey giydiğiniz zaman onların yeni ciciler olduğunu anlıyorsunuz
-Evdeki bilumum eşyaları gösterip onların ne olduğunu soruyorsunuz.
-Islak mendilleri alıp evde temizlik yapmaya başladınız.Önce yüzünüzü sonra yerleri sonra da TV ve sehpaları
-Susadığınız zaman suyunuzu istiyorsunuz.
-Damla uyumak istemediği zaman pijamalarını giymeyi reddediyor ve battaniyesini üzerinden atıyor.İki gündür ayakta sallanarak uyuyor.
-Damla hala peluş battaniye canavarı.O olmadan uyumak istemiyor.
-İkiside çıplak ayaklarını ve bacaklarını çok seviyor.
-Dişlerine sürdüğüm Calgeli yemeğe bayılıyorlar.
-Karya’nın 8.dişi 5 Ocak ta çıktı.

İşte yaptıklarınız.her geçen gün değişik şeyler yaparak bizi şaşırtıyorsunuz.
Artık sizlerle oynamak büyük keyif bizim için de.Sizi çok seviyoruz annecim.

>SÜT KONUSU. AMA HANGİSİ?????

Ocak 23, 2009

>Kayınvalidemin hastanede yattığından bahsetmiştim.
Doktoru ona günlük şişe sütünü mutlaka kaynatıp için demiş.
Günlük şişe sütleri güya sağlıklı değilmiş.Ama benim aklım ermedi bu işe.
Araştırdım.veeeee bu konuyu araştırırken bu yazıyı buradan buldum.
Yorum sizin.Benim aklım iyice şaştı.
İşte o yazı:

“””Bizim çocukluğumuzda, bırakın ‘kutu sütlerini’ ‘şişe sütü’ bile icat edilmemişti. Sütü de bir çok başka şeyi de, meselâ yoğurdu… hatta balığı bile kapıdan geçen seyyar satıcılardan alırdık.Sütçüler genellikle atlarının iki tarafına astıkları güğümlerle satış yaparlardı. Kupa şeklinde galvanizli tenekeden değişik boylarda ölçekleri olurdu; biz evden tencere ile gider annemizin istediği kadar süt alırdık. Sütü aldıktan sonra onu hemen ocakta kaynayıncaya kadar ısıtmak biz çocukların görevi idi. Ateşteki süt kaynamaya başlayınca da taşmaması için ocağı biraz kısar ve kabaran sütün köpüklerinin üzerine üflerdik. Sonra sütü ateşten indirir ve bir süre beklerdik. Ancak iyice soğuduktan sonra buzdolabına (demek ki buzdolabı varmış o zaman) koyardık. Sütün üzerinde neredeyse yarım santim kalınlığında kaymak oluşurdu. Devir kutu sütü devri Zamanımızda en çok tüketilen kutu sütleri. Bunların gazetelerde, televizyonlarda, sinemalarda… her gün her yerde müthiş reklâmları yapılıyor. Ayrıca, bu sütleri öyle eski usul kaynatmaya gerek yok, çünkü bunlar UHT denilen sistemle, yani çok yüksek ısılara maruz bırakılarak, meselâ 135-150 derecede 2-4 saniye tutularak içlerindeki tüm mikroplar öldürülüyor. Bu sütler kutuları açılmadığı taktirde 4 ay bozulmadan kalabiliyorlar. Ağzı kapalı günlük şişe sütlerine gelince. Bunlar pastörizasyon denilen bir yöntemle, meselâ 72 derecede 15 saniye tutularak mikroptan arındırılıyor. Şişe sütlerini hem her markette ve her zaman bulmak mümkün değil ve hem de bunların ömürleri kutu sütüne göre çok kısa; ancak 3 gün. Günümüzde büyük şehirlerde artık açık süt veya çiğ süt bulmak neredeyse imkânsız. Satılsa da alan da olmaz herhâlde, çünkü bunların ‘hastalık yapan mikrop saçtıklarına’ dair müthiş bir negatif propaganda var. Tabii bir de günümüz insanının, kapıdan sütçünün geçmesini bekleyecek… sütü alıp ocakta ısıtacak zamanı ve sabrının olmadığını da hesaba katmak lâzım. Zurnanın zırt dediği yer Sütün içilmeden ve değişik şekillerde kullanılmadan önce yüksek ısılara tabi tutulmasının sebebi, içinde bulunabilecek zararlı mikropların öldürülmesi; başka bir deyişle sütün ‘kesilmesinin’ önlenmesidir. İşin püf noktası da burada zaten. Sütte hastalık yapabilen mikroplar bulunabildiği gibi, probiyotikler de denen vücut için faydalı ‘dost mikroplar’ da bulunuyor. Bunlar, bırakın hastalık yapmayı, tam aksine sağlıklı yaşayabilmemiz için mutlaka gerekli olan mikroplar. Bağırsaklarımızdaki mikropların yüzde 85’ inin bu dost mikroplardan oluştuğunu ve bunların hastalık yapıcı olanlarının üremelerini önlediklerini de belirtelim ki, mesele daha iyi anlaşılsın.İşte, bu ısıtma işlemi sırasında da zararlı mikroplarla beraber ‘sütü süt yapan’, onu asıl faydalı kılan probiyotikler ve bunların ürettikleri enzimler ve vitaminler de istenmeden tahrip oluyor. Isıtma yöntemleri içinde sağlığımız açısından en iyisi bizim çocukken yaptığımız ‘süt pişirme’ işlemi, yani sütün bir taşım kaynatılması. Pastörizasyon ve özellikle de UHT denilen yöntem ise ‘iyi-kötü-çirkin tüm mikropları’ öldürdüğü için sütü süt olmaktan çıkarıyor. Çünkü, süt içinde bulunan probiyotikler sebebiyle çok faydalı bir içecek, onları yok ettiniz mi inek sütünün sinek sütünden bir farkı kalmıyor. Gelelim neticeyeVarsa ve güveniyorsanız daima açık sütü tercih edin, yoksa şişe sütü, o da yoksa kutu sütü alın.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi
ahmetrasimk@mynet.com“””””